MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Şikayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Borçlu vekili, takibe dayanak ilamın gayrimenkulün aynına ilişkin olup kesinleşmeden icraya konulamayacağı ve icra emrinin usulsüz tebliğ edildiğini belirterek takibin ve icra emrinin iptali ile hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, dayanak ilamın gayrimenkulün aynına ilişkin olduğu gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmiştir. Hüküm, alacaklı vekilinin temyizi üzerine Dairemiz’in 2015/22974 Esas, 2016/1982 Karar sayılı kararı ile onanmış, onama ilamına karşı yapılan karar düzeltme talebi sonucu Dairemizin 12.12.2016 tarih ve 2016/6225 Esas, 2016/16817 Karar sayılı ilamında belirtilen “ İcra takibinin dayanağı ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26.12.2014 tarih 2011/230 Esas 2014/851 Karar sayılı ilamında tarafların dava konusu taşınmazda müşterek malik oldukları, davacının, taraflara ait sınırların fiilen belirli olduğu ve davalının hissesine isabet eden kısımdan daha fazla bir kısmı kullandığı iddiasıyla davayı açtığı, Mahkemece müdahalenin men’i ile tazminata hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Bu hali ile ilam taşınmazın aynı ile ilgili, kayıt ve sicillerde değişiklik yaratacak hüküm içermemektedir. Anılan madde kapsamında kalmadığından, icrası için kesinleşmesi şartı bulunmamaktadır. Diğer şikayet nedeninin incelenmesi yönünde kararın bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla,..” gerekçeleriyle bozulmuştur. Mahkeme'ce bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda şikayetin reddine karar verilmiştir. Hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlu vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Mahkemece, bozma ilamı gereğince borçlunun şikayet dilekçesinde belirttiği icra emri tebliğinin usulsüz olması nedeniyle hacizlerin kaldırılması talebi hakkında da bir karar verilmesi gerekirken olumlu olumsuz bir karar verilmemesi doğru değildir. Bozmaya uyulduğu halde, gereklerinin yerine getirilmemiş olması ve bozma ilamı doğrultusunda karar tesisi için hükmün yeniden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK'nun 366 ve HUMK/nun 428. maddeleri gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy