MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ile davalı vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde belirtilen malvarlıkları nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının bu davada, davalının TSK çalışanı olup oyak üyesi olduğunu, oyaktan 300.000-TL civarında para alacağı olduğunu belirterek mal rejimi gereğince bu paranın yarısı olan 150.000-TL'nin tahsiline karar verilmesini istediği, dava konusu alacağın boşanma davasının açıldığı tarihte tasfiyeye tabi durumda olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafın adli yardım talebi hakkında dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre dava açılırken başvurma ve peşin harcın alınmamış olmasına göre Mahkemece eylemli olarak adli yardım talebinin kabul edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle harç alınmadan yapılan temyiz itirazı harç yönünden ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- a) Mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de; verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hâkime aittir (6100 sayılı HMK.33 m.). Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir ve delil gösterilmesini isteyebilir (HMK. 31 m.).
Davacı vekili, dava dilekçesinin istem ve sonuç bölümünde tüm taşınır ve taşınmazların yarı değerinin müvekkile verilmesi şeklinde de talepte bulunmuştur. Davacı vekili, mal rejiminin tasfiyesini talep ettiğine göre mahkemece, yukarıda açıklanan usul hükümleri uyarınca davacı vekiline buna ilişkin talebini açıklaması hususunda süre ve imkan verilmesi, dava ve talebin niteliğinin belirlenmesi, taraf delilleri eksiksiz olarak toplandıktan sonra esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonunda yazılı nedenlerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
b) Davalı vekilinin dosyaya vekaletname ibraz etmesine, duruşmaya katılmasına ve davalıyı temsil etmesine rağmen karar başlığında gösterilmemesi ve kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi de doğru değildir.
SONUÇ: Davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2-a) ve (2-b) nolu bentlerde yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz eden davalıya iadesine, 14.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy