MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, dava konusu taşınmazın 11/208 oranındaki hissesini takip dosyasında haciz konulmadan önceki bir tarihte taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle takip borçlusundan satın aldıklarını ve tapuya bu konuda şerh verildiğini, bu tarihten sonra kayıt maliki borçlunun borcundan dolayı konulan haczin yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek taşınmaz hissesine konulan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz tarihinde, taşınmazın borçlu adına kayıtlı olduğunu haciz işleminin hukuka uygun olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, dava konusu edilen taşınmaz payı üzerindeki satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh tarihinin 27/06/2012, takip dosyasında tesis edilen haciz tarihinin daha sonraki bir tarih olan 26/09/2012 tarihi olduğu, bu durumda, satış vaadi şerhinden sonra konulan haczin sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK'nun 96 ve bunu izleyen maddelerinde düzenlenen istihak iddiasına ilişkin koşullar menkul mallar için uygulanmaktadır. Taşınmaz üzerine konulan haczin kaldırılması istemi icra memurunun işlemine yönelik şikayet mahiyetinde olduğundan şikayet koşulları doğrultusunda çözümlenmesi gerekir (HGK'nun 24.09.1997 tarih 1997/15-461 Esas, 1997/729 Karar;.....nun 13.06.2001 tarih ve 2001/12-461 Esas, 2001/516 Karar; .....nun 31.03.2004 tarih ve 2004/12-198 Esas, 2004/183 Karar).
HMK'nun 33. maddesi gereğince, bir davada ileri sürelen olgulara dayalı olarak uyuşmazlığı nitelemek ve yasa maddelerini doğru olarak uygulamak hakimin görevidir. Yani hukuki tavsif hakime aittir.
Somut olayda; başvuru, taşınmaz üzerine konulan haczin kaldırılması istemine ilişkin olup, şikayet mahiyetindedir. Mahkemece haciz tarihi itibariyle tapuda borçlunun malik görülmesi nedeniyle, tapu kütüğüne şerh verilen satış vaadi sözleşmesinin hacze engel olmadığı gözetilerek, şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 20.06.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.