MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar ekili, dava dilekçesinde, ...'ın mübadele ile .... gelerek nüfusa kaydedildiğini, aynı şekilde göçmen gelip vatandaşlığa geçen babası ... ile nüfus kayıtlarında aralarındaki bağın görünmediğini bildirerek, nüfus kayıtlarının birleştirilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, göçmen gelerek vatandaşlığa geçenlerde aile birleştirilmesi istemine ilişkindir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, ..... ile babası olduğu iddia edilen Hayrullah'ın 1929 yılında yeniden kayıt suretiyle tescil edildiği, adı geçenlerin nüfus kayıtları arasında bağlantı bulunmadığı anlaşılmıştır.
Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 49. maddesinin (2) nolu bendinde, “Göçmen olarak veya yetkili makam kararıyla değişik tarihlerde Türk vatandaşlığını kazanarak farklı hanelere tescil edilen ya da aynı aileden olduklarını iddia eden onsekiz yaşından büyük kişilerin; bu yönde yazılı başvuruları ve ibraz edecekleri belgelere göre aynı aileden olduklarını ispat etmeleri, aynı aileden olduklarını belgeleyememeleri halinde ise mahkemeden alacakları tespit kararlarına göre düzenlenecek “Aile birleştime formu”na dayanılarak kayıtları birleştirilir.” Nüfus Hizmetlerine Ait Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönergesi'nin 99.maddesinin (1) nolu bendi de aynı hükmü içermektedir. Bu bağlamda kişiler ibraz edecekleri belgeler ile birlikte idareye başvurarak aile birleştirme formuna göre aile birleştirilmesini talep edecekleri, bu işlemin nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olduğu ve dosya içerisinde davacının nüfus idaresi nezdinde bir girişiminin bulunmadığı gözetilerek dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi yerine işin esasına girilerek davanın kabulü doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 06.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy