MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ... ile evlilik dışı ilişkisinden ...'nun olduğunu, ileri sürerek babalığın tespitini istemiş; mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
1-4721 sayılı ..... 337. maddesinde, evlilik birliğinin bulunmaması halinde velayetin anaya ait olacağı, 426/2. maddesinde ise, yasal temsilci ile küçüğün menfaatinin çatışması halinde küçüğe kayyım atanacağı; 301. maddesinde de, babalık davasının, ...., dava ana tarafından açılmış ise kayyıma, kayyım tarafından açılmış ise anaya ihbar edileceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, davanın küçük ...'nun babasının davalı ... olduğunun tespiti istemine ilişkin olup ana tarafından açıldığı, ancak davada küçüğe kayyım tayin ettirilip davanın kayyıma ihbar edilmeden karara bağlandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler dikkate alınarak mahkemece küçüğe kayyım tayin ettirilip davanın kayyıma ihbar edildikten sonra işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik hasımla karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Dosyanın incelenmesinden; 22.10.2014 tarihli Adli Tıp raporunda belirtilen ... ve ...'ya ait olduğu bildirilen kan örnekleri ve 09.04.2015 tarihli Adli Tıp raporunda incelenen materyalin ...' e ait olduğu bildirilen kan örnekleri (kan tüplerinin üzeri ibaresizdir) ile ... ve ...'ya ait DNA profilleri karşılaştırması yapıldığı ve ...'in ... için biyolojik babalığının reddedildiğinin bildirildiği, ...' e ait olduğu bildirilen kan örneklerinin Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliğine uygun yöntemle alınmadığı ve Adli Tıp'a gönderilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, usulüne uygun biçimde kan örneklerinin aldırılıp Adli Tıp'a gönderilerek yeniden rapor alınması gerektiğinin düşünülmemesi, doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 14.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.