MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... Zihni vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasına konu 16 ada 11 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın üst iki katı ile giriş kata yapılan tadilatların vekil edeni tarafından yapıldığını açıklayarak, taşınmaz üzerindeki binanın 3. ve 4. katların ve kömürlük üstü 2. kata yapılan faydalı masrafların vekil edeni tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Nuray Ünal davayı kabul ettiğini açıklamış, davalılardan ..., ..., ..., ...; davacının muvafakat almadan dava konusu katları yaptığını, taşınmazı kullanarak faydalandığını bildirerek, davalı ... Zihni vekili ise; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacı tarafından daha önce....Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/53E., 2011/47K sayılı dava dosyası ile aynı nedenle dava açıldığını ve hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğini, derdestlik itirazlarının bulunduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece; davanın kabulü ile 16 ada 11 nolu parsel üzerinde bulunan tek katlı bina üzerindeki 2. ve 3. katların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... Zihni vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, derdestlik yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda ilk itiraz olarak düzenlendiği halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1 -(ı) maddesi ile dava şartı olarak kabul edilmiştir. Dava şartları, Mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan şartlardır, diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni" ile ilgili zorunlu bir durumdur. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartları dava açılmasından hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması veya bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, mahkemenin davayı mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddetmesi gerekir.
Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (mesela, görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (mesela, kesin hüküm gibi). Olumsuz dava şartlarından birisi mevcutsa veya olumlu dava şartlarından biri mevcut değilse, davanın esası incelenemez.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da, açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Dava şartının eksik olması halinde nasıl bir usul işlemi yapılacağı, 6100 sayılı HMKnun 115. maddesinde belirlenmiş, ikinci fıkrasında ise mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar vereceği hükme bağlanmıştır.
Açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukukî korunma sürecini başlatmış olduğundan artık onun aynı davayı yeniden bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın ikinci kez açılması halinde, davacının bu ikinci davayı açması hukuki olmadığı gerekçesi ile 6100 sayılı HMKnun 114.maddesi ile derdestlik dava şartı kabul edilerek maddenin (ı) bendinde “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenleme ile derdestlik iddiası bir olumsuz dava şartı haline getirilerek ilk itiraz olmaktan çıkarılmıştır.
Derdest bir davanın koşulları 6100 sayılı HMKnun 114/2-1. maddesinde; “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” şeklinde belirtilmiştir. Derdest bir davanın ilk koşulu, aynı davanın, tarafları, müddeabihi ve dava sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılması, ikinci koşulu ise daha önce açılmış bulunan davanın halen görülmekte olması, kesin hükümle sonuçlanmamış olmasıdır. Bu iki koşulun birlikte bulunması halinde derdest bir davanın varlığı kabul edilmelidir.
Somut olaya gelince, davalı ... Zihni vekili tarafından, dava konusu taşınmaz hakkında daha önceden....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/53E., 2011/47K sayılı dava dosyası ile yargılama yapıldığının iddia edildiği, Dairemizin 23.01.2017 gün 2017/1335 Esas, 2017/605 Karar sayılı ilamı ile bahsi geçen dava dosyasının getirtildiği, yapılan incelemede, davanın eldeki davanın davacısı tarafından aynı davalılara karşı açıldığı, dava konusu taşınmazın aynı taşınmaz olduğu ve davacı tarafından muhdesatın tespiti isteğinde bulunulduğu ve davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği görülmüştür.
Hal böyle olunca; Mahkemece davalı ... Zihni tarafından ileri sürülen derdestlik itirazına konu....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/53 E., 2011/47 K sayılı dava dosyası ile birlikte tüm deliller değerlendirilerek esas hakkında karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı ... Zihni vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy