MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tahliye Taahhhüdüne Dayalı Takibe İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 14.09.2015 tarihinde tahliye talepli olarak başlatılan icra takibi ile 20.08.2009 tarihli kira sözleşmesi, 24.10.2011 tarihli tahliye taahhüdü ile 19.06.2015 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile taşınmazların kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile yükleniciye verildiğine ilişkin noter ihtarnamesine istinaden kiralananın tahliyesi talep edilmiş, tahliye emri davalı borçluya 18.09.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı 28.09.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, 24.10.2011 tarihli tahliye taahhüdünün hukuki kıymetini yitirmiş bir belge olduğunu, 611 ada 1 parsele ilişkin kiraya veren ile aralarındaki sözleşmesinin belirsiz süreli olduğunu, 611 ada 2 parsel ile ilgili aralarında yazılı kira sözleşmesinin olmadığını ileri sürerek takibe itiraz etmiştir. Davalı borçlunun itirazı üzerine davacı İcra Mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasında 2009 yılında yapılan kira sözleşmesi bir yıl süreli yapılmış ise de bu sözleşmenin bitim tarihinden itibaren bir ay içerisinde ilamsız tahliye takibi yapılmadığı gibi 24.10.2011 tarihli taahhütname başlıklı belgede 2009 tarihli kira sözleşmesi ile kiralanan 611 Ada 1 nolu parselle birlikte 611 ada 2 nolu parseli de kira sözleşmesinin içine alarak devam edeceği belirtilmiş olup, sözleşmenin süresinin belirtilmediği, 2011 tarihli taahhütname başlıklı belgeyle taraflar arasındaki 2009 yılında yapılan süreli sözleşmenin süresiz hale geldiği, İİK'nın 272. maddesine göre sadece süreli kira sözleşmeleri hakkında ilamsız takip yapılabileceği, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin süresiz hale geldiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tahliye taahhüdü nedeni ile yapılan takibe itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir.
Olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ise HMK'nun 25, 26, 31 ve 33. maddeleri gereğince hakime aittir. Ancak HMK'nun 26. maddesine göre hakim tarafların talep sonucu ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Ayrıca, taleplerden her biri hakkında verilen hükmün kararda gösterilmesi gerekir. (HMK.m. 297/2)
Taraflar arasında 20.08.2009 başlangıç tarihli, 1 yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık yoktur. Taraflar arasındaki kira sözleşmesine göre kiralanan arsa niteliğinde olup bu haliyle olayda Borçlar Kanunu’nun adi kiraya ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğinin kabulü gerekir. Buna göre konut ve çatılı işyerine ilişkin kira sözleşmeleri için geçerli olan tahliye taahhüdüne dayalı kiralananın tahliyesinin istenemeyeceğine dair mahkeme kabulü kural olarak doğru ise de, kira sözleşmesinin belirsiz süreli sözleşmeye dönüşmesinden sonra, taraflar arasında 24.10.2011 tarihinde 611 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yanında 611 ada 2 parsel sayılı taşınmaz da sözleşme kapsamına dahil edilerek ve kira süresi kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı tarihe kadar geçerli olmak üzere belirli süreli yeni bir kira sözleşmesi yapılmıştır. Tarafların bu şekilde sözleşme yapmalarında yasaya aykırılık yoktur. Davacı tarafın bu sözleşmeye uygun olarak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmasından sonra davalı kiracıya bildirimde bulunarak sözleşmenin sona erdiğini ve tahliyesini istemiştir. Sözleşme sona erdiğinden davacının takip yapması ve dava açmasında usule aykırılık bulunmamaktadır. Mahkemece bu husus gözetilerek davanın kabulü ile tahliyeye karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.