MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Gaiplik Kararı ile Birlikte Vakıflar Kanunu'nun 17. maddesi gereği Taşınmaz Bedelinin Davacı Kuruma Aktarılması İstemli
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz'in 23.02.2017 gün ve 2017/153 Esas, 2017/2451 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Dava dilekçesinde, 1913 ada 131 parsel sayılı taşınmaz malikleri hakkında gaiplik kararı verilmesi ile gaiplerin hisselerine düşen ve kayyım hesabına depo edilen 44.175,59 TL satış bedelinin Vakıflar Kanunu 17. maddesi gereği satış tarihinden itibaren işlemiş faizi ile davacı idareye ödenmesi istenilmiş; mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, davalı kayyım vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce verilen bozma kararının düzeltilmesi davacı vekili tarafından istenildiğinden dosya yeniden incelenmiştir.
04.06.1958 ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir.
Dava, Harameyni Şerifeyn Vakfından şerhi bulunan taşınmazın ortaklığın giderilmesine karar verilmesi sonucu daha önce nerede ve kim oldukları tespit edilemeyen ...'nin gaiplikleri ile paylarına düşen miktarın Vakıflar Kanunu 17. Madde gereği davacı kuruma ödenmesi istemine ilişkindir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan, yerinde olmayan ve HUMK'nın 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin harç ve yargılama giderlerine yönelik karar düzeltme istemine gelince;
3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun'un amacı, birinci maddesinde, bir kimsenin uzun süreden beridir bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi nedeniyle mal varlıkları üzerinde Hazine menfaatinin korunmasını sağlamak üzere, mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek olarak tarif edilmiş; 2/4 maddesinde ise, kayyımlıkla ilgili işlemlerin her türlü vergi, resim, harç ve katkı payı gibi mali yükümlülüklerden müstesna olduğu hükme bağlanmıştır.
3561 sayılı Kanunun 24.07.2008 tarih ve 5793 sayılı Kanunla değişiklikten önce bu hüküm "kayyım tayin edilen mal memurunun 492 sayılı Harçlar Kanununun 1 ve 3 sayılı tarifelerine göre bütün işlemleri hakkında aynı kanunun 13.maddesinin (j) bendi hükmü uygulanır" hükmü düzenlendiğinden 5793 sayılı Kanunla gerçekleşen 24.07.2008 tarihli değişikliğe kadar buradaki açık kanun hükmü gereğince 3561 sayılı Kanun gereğince kayyım atanması için Hazine tarafından açılan davalarda dava harcı (yargı harcı) alınmıyordu.
Oysa, 5793 sayılı Kanunla değişik 3561 sayılı Kanunun 2. maddesinde yargı harcından muafiyetle ilgili hükme yer verilmemiş yerine kayyımlıkla ilgili işlemlerin her türlü vergi, resim, harç ve katkı payı gibi mali yükümlülüklerden müstesnadır düzenlemesiyle yetinilmiştir.
23.12.1976 tarih ve 1976/7-6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere; harç, adli ve idari hizmetlerde ve bu hizmetlerin gerektirdiği masrafları karşılamak mülahazasıyla gerçek ve tüzel kişilerden Hazine'ce alınan bir paradır. Buna göre, bir hizmetin harç konusu olabilmesi için kişilerin bir kamu kurumundan yararlanmaları, kişilere kamu eliyle özel bir yarar sağlanması ve kamu idaresinin kişilerin özel bir işiyle uğraşması gerekmektedir.
Bir kamu hizmetinden dolayı harç alınabilmesi, bu hizmetin kanunla belirlenmesine ve bu hususla ilgili harç alınmasına ilişkin düzenlemelerin de kanunda yer almasına bağlıdır.
Nitekim T.C. Anayasası'nın 73. maddesinde "vergi, resim, harç vb. mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır" hükmü öngörülmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.04.2017 2017/1-1201 Esas ve 2017/716 karar sayılı içtihatında açıklandığı üzere; Yargı harcı devletin mahkemeler aracılığıyla yaptığı hizmete ondan yararlananların katkısıdır. Kanunla açıkça yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna olduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış olan herkes, bu harçları ödemekle yükümlüdür.
3561 sayılı Kanunun 2/4 maddesinde, kayyımlıkla ilgili işlemlerin her türlü vergi, resim, harç ve katkı payı gibi mali yükümlülüklerden müstesnadır hükmüne yer verilmiş ise de, burada yargı harçlarından bağışıklığa ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından, Kanunda kayyımlıkla ilgili işlemlerin parasal yükümlülüklerden bağışık olduğu belirtilmiş ise de açıkça yer verilmeyen yargı harcının bu bağışıklık içerisinde olduğunun kabulüne imkan yoktur.
Davalı kayyım, 492 sayılı Kanun kapsamında harçtan muaf olmadığı gibi, 3561 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 4. fıkrası hükmünün yargı harçlarını kapsamadığı belirgin olduğuna göre, işlemi de yargı harçlarından müstesna değildir.
Öyleyse, davalının yargı harçlarını ödeme yükümü altında olduğu anlaşıldığına göre, vekalet ücreti, yargılama giderleri ve harçtan da sorumlu tutulması gerektiği anlaşıldığından, Dairenin 23.02.2017 tarih ve 2017/153-2017/2451 sayılı ilamının (3) numaralı bendinin bozma ilamından çıkartılmasına, önceki bozma ilamına ilaveten mahkeme ilamında bakiye harcın davalıdan alınmasına karar verilmesi gerekirken davacıya yükletilmesi doğru görülmediğinden hükmün bu yönü ile de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2.) bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairenin 23.02.2017 tarih ve 2017/153-2017/2451 Karar sayılı ilamın (3.) bendinin bozma ilamından çıkartılmasına, yerine bakiye harcın davalıdan alınması gerektiğine dair bozmanın da eklenmesi suretiyle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer karar düzeltme taleplerinin yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeplerle reddine ve peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 15.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy