MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar ... ve diğerlerinin vekili, ..., .... vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, 1371 parsel sayılı taşınmazın vekil edeninin zilyet ve tasarrufu altında olduğunu, dava konusu taşınmazın maliki olan ...'un 10/08/1956 tarihinde vefat ettiğini, kadastro tespitinin ölü şahıs adına 18/11/1977 yılında yapıldığını, vekil edeninin kadastro tespitinden sonra da yaklaşık 30 yıldır davaya konu taşınmazı zilyedi olarak nizasız ve fasılasız kullandığını, bu nedenle tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğini belirterek, vekil edeni tarafından 18/11/1977 tarihinden beri kullanılan davaya konu taşınmazın tapusunun iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar kendilerini ayrı ayrı vekillerle temsil ettirmiş ve davanın reddini savunmuşlardır. Davalı asil ...., davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davacı tarafın dava konusu taşınmazı malik sıfatıyla aralıksız ve davasız yirmi yıldan fazla süredir zilyetliğinde bulundurduğundan TMK.nun 713/2. maddedeki şartların oluştuğu kabul edilmiş, taşınmazın kamulaştırılması nedeniyle taşınmazın davacı tarafa ait olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ve arkadaşları vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK'nun 713/1. fıkrasındaki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve 2. fıkrasında yer alan, “…maliki 20 yıl önce ölmüş…” hukuki sebeplerine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kural olarak tapu iptali ve tescil davalarında, dava kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise saptanacak mirasçılarına yöneltilerek açılır. Dava konusu taşınmazın dosya arasındaki tapu kaydı incelendiğinde, davaya dahil edilen tapu malikleri ve ölen ... maliklerinin mirasçılarından davalı olarak gösterilen kişiler dışında.... de tapu maliki olduğu anlaşılmaktadır. .... ... mirasçısı (...e evlatlığı) H... davada davalı sıfatı ile yer almamıştır. Yine; tapu maliki ... eşi ... veraset ilamı alınmadan, mirasçıları tespit edilmeden yargılama yapılmıştır.
O halde, mahkemece az yukarıda belirtilen kişiler davaya dahil edilmeden, buna bağlı olarak taraf teşkili sağlanmadan, işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın başında mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulur. Açıklanan bu sebeplerle, anılan hükmün bozulması gerekmiştir.
Yine; dava konusu 1371 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıtlarının incelenmesinde; tarafların ortak mirasbırakanı ... adına komisyon kararı ile 18.11.1977 tarihinde tapuya tescil edildiği, 03.04.2008 tarihinde mirasçılar adına intikal gördüğü, 16.06.2009 tarihinde paylı mülkiyet gerçekleştirildiği ve kamulaştırma tescil davası sonucu kamulaştırma kararı ile taşınmazın tapu kaydının iptaliyle kamulaştırma yapan kurum.... Genel Müdürlüğü adına tescil edilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Geri çevirme sonrası dosyaya gelen tapu kaydına göre; taşınmaz 27.04.2012 tarihinde Elektri..... adına hükmen tescil edilmiştir.
Bu durum karşısında HMK'nun 125 (HUMK. m. 186). maddesi gereğince davacıdan seçimlik hakkının sorulması, davasını mülkiyete yönelttikleri taktirde 1371 parsel sayılı taşınmazın malikine davanın yöneltilmesi, taraf delillerinin toplanması, tazminat (bedel) hakkını seçmeleri halinde davanın bulunduğu haliyle yürütülmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, seçimlik hak gözden kaçırılarak karar verilmiş olması da bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: ... ve arkadaşları vekillerinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 02.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.