MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı alacaklılar, 01/01/2008 başlangıç tarihli ve dört yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanarak 07/04/2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile 12.120,00 TL kira ve 39,39 TL işlemiş faiz alacağının tahsilini talep etmiş, davalı borçlu itiraz dilekçesinde; ödeme emrinde kira farkının hangi aylara ait olduğunun ve miktarının açıklanmadığını belirterek ödeme emrine ve takibe itiraz etmiş, Mahkemece davanın reddine, ödeme emrinin iptaline karar verilmiş karar davacı alacaklılar ve davalı borçlu tarafından temyiz edilmiştir.
Dinar İcra Müdürlüğü'ne ait 2015/375 sayılı icra takip dosyasında düzenlenen tahliye istekli takip talebinde, Dinar Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/642 Esas ve 2014/670 Karar sayılı kararı gereğince muaccel hale gelen 01/01/2014 ile 01/04/2015 tarihleri arası (16 aylık ) kira alacağının tahsilinin talep edildiği, 13 örnek ödeme emrinde ise 16 aylık kira alacağının farkının talep edildiği belirtilmiştir. Bu durumda takip konusu alacak açıktır. Kaldı ki, takip ile istenen alacağın yargılama aşamasında açıklattırılması da mümkündür. Bu durumda ödeme emrinde yer alması gereken kayıtların yer almadığı ve borcun sebebinin tam olarak anlaşılamadığı gerekçesi ile itirazın kaldırılması ve tahliye davasının reddine karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan dava, itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nun 26. maddaesi uyarınca, hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Davacı davasında, şikayet konusunu oluşturabilecek ödeme emrinin iptalini talep etmediğine göre mahkemece ödeme emrinin iptaline yönelik karar verilmesi mümkün değildir. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulup işin esası incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine ve ödeme emrinin iptaline karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamda incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 20/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy