MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili; haczedilen malların müvekkili şirkete ait olduğunu, mahcuzların Gebze 3. İcra Müdürlüğü'nün 2008/3892 Esas sayılı dosyasından yapılan ihale sonucu alacağa mahsuben alındığını, ihalenin kesinleşerek söz konusu malların mülkiyetinin cebri icra yolu ile müvekkili şirkete geçtiğini belirterek istihkak iddialarının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine karşın duruşmalara katılmamış, cevap da vermemiştir.
Mahkemece; mahcuzların Gebze 3. İcra Müdürlüğünün 2008/3892 E. sayılı dosyasından ihale suretiyle alındığı, davalı alacaklı tarafından, davacı üçüncü kişi şirket ile davalı borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğuna ilişkin makul ve yeterli delil ortaya konamadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı alacaklının tazminata mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davalı alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davalı alacaklı vekilinin tazminat yönünden temyiz itirazlarına gelince; İİK’nun 97/15. maddesi uyarınca üçüncü kişi yararına tazminata hükmedilebilmesi için istihkak iddiasının kabul edilmesinin yanı sıra, alacaklının kötü niyetli yani mahcuzların üçüncü kişiye ait olduğunu bildiği halde, haczi yaptırması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir. Dava konusu olayda haciz, borçlunun adresinde yapılmıştır ve üçüncü kişi şirket tarafından ihale ile satın alınan menkuller borçlu şirket işyerinde bulunmaktadır. Alacaklının borçlu işyerinde haczi yaptırmada kötü niyetli olduğu sabit değildir. Alacaklının 3. kişinin istihkak iddiasına karşı çıkması kötü niyetli olduğunu göstermez. Alacaklı şirketin kötü niyeti kanıtlanmadığından tazminatla sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki, belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının 2. bendinde yer alan, "İİK.nun 97/15 fıkrası gereğince davalı alacaklının haczedilen malların değeri olan 45.000,00 TL’nin %15 olan 6.750,00 TL tazminata mahkum edilmesine," ilişkin kısmının hüküm fıkrasından çıkartılarak hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.9.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy