DAVA TÜRÜ : İstihkak
MAHKEMESİ : ... 2. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bölge Adliye Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı 3. kişi vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.02.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı 3. kişi vekili Avukat ... geldi. Başka gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, müvekkiline ait mahcuzların haczedildiğini, borçla ilgisi bulunmadığını belirterek hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, iddiaları kabul etmediklerini, haciz mahallinde borçlu şirkete ait çok sayıda evrak bulunduğunu, haciz adresinin borçlu şirketin marka tescilinde kullandığı adres olduğunu, ayrıca borçlu şirket yetkilisi ile davacı şirket yetkilisi arasında akrabalık bağı gereği organik bağ mevcut olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; bilirkişi raporu içeriğine göre davalı borçlu şirket sahibi ile davacı şirket sahibi arasında kardeşlikten ötürü birinci derecede akrabalık bağı var ise de, haczedilen menkullere ilişkin faturaların, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kabul kararına yönelik olarak davalı alacaklı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi, haczin borçlu şirketin haciz tarihinden üç yıl önceki adresinde yapıldığı, borçlu şirket ortaklarından ...'nun şirketteki hissesinin tamamını 20/02/2013 de ...'na devrederek ortaklıktan ayrıldığı, davacı şirketin 22/08/2012 tarihinde ... tarafından kurulduğu, ... ve ...'nun kardeş oldukları, davacı ve borçlu şirketin ticari faaliyet alanlarının aynı olduğu, borçlu şirketin alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile borçlu şirket yetkilisi ...'nun kardeşi olan ... adına kurdurduğu şirket üzerinden ticari faaliyetlerini gerçekleştirdiği, haciz sırasında borçlu şirkete ait çok sayıda evrak bulunduğu, mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı lehine olduğu, mülkiyet karinesinin aksinin güçlü delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf talebinin HMK'nın 353/3.maddesi gereğince kabulüne, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararını davacı 3. kişi vekili temyiz etmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nın 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinde, dava konusu haczin yapıldığı yerin ödeme emrinin tebliğ adresinden farklı bir adres olduğu görülmektedir. Haciz sırasında bulunan çekler ise fotokopi olup, tarih itibariyle de eskidir, eş anlatımla bulunan evraklar güncel evraklar değildir. 19.12.2016 tarihli birlirkişi raporuna göre, davalı borçlu 2013 ve 2014 yılı brüt satışlarının sırasıyla yüzde 0,97'sini ve yüzde 0,39'unu davacı 3. kişi şirketle yapmıştır. Bu bilgilere göre davacı ile borçlu arasındaki ticari ilişkinin de düşük hacimli olduğu, bu bakımından da aralarında sıkı bir bağlantının olmadığının hatta bulunan bu çeklerin anılan ticari ilişkilerden kaynaklandığının kabulü gerekir. Öte yandan, davacı 3.kişi şirketin kuruluşu da borcun doğumundan yaklaşık 3 yıl önceye tekabül etmektedir.
Tüm bu bilgiler ışığında somut olayda İİK’nın 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin 3. kişi yararına olduğunun kabulü gerekir. Mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından güçlü ve inandırıcı delillerle ispatlanması gerekir. Davalı alacaklı ise dayandığı delillerle mülkiyet karinesinin aksini ispat edememiştir.
Bu sebeple, Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf talebinin HMK'nın 353/3. maddesi gereğince kabulüne, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine dair karar doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişinin vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, karardan bir suretin de ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalı alacaklıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 27.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.