MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda ... İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda ... Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nce istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini belirterek icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye talebinde bulunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne ve tahliyeye karar verilmiş, karar davalı vekilince istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının davalı tarafa 19.12.2016 tarihinde tefhim edildiği, istinaf başvuru süresinin 29.12.2016 tarihinde mesai saati sonunda sona erdiği, istinaf başvurusunun ise 26.01.2017 tarihinde yapıldığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun süresinde yapılmamış olması sebebi ile usulden reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taraflara tefhim edilen kısa kararda (hüküm özeti) hükmün tüm unsurları yer almakla birlikte kararın gerekçesinin tefhim edilememesi halinde temyiz süresi gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlar. Ancak, hüküm tüm unsurları ve gerekçesi ile birlikte tefhim edilmiş ise artık hükmün HMK’nin 321/2. maddesine göre usulüne uygun ve eksiksiz bir biçimde tefhim edildiği kabul edilir ve temyiz süresi tefhim tarihinden itibaren başlar.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 363 ve 364. maddelerinde yer alan ve temyiz süresinin başlangıcına esas alınan tefhim kavramının "hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklandığı hal" olarak anlaşılması zorunludur.
Bu açıklamalar doğrultusunda 19.12.2016 tarihinde hüküm tüm unsurları ve gerekçesi ile birlikte tefhim edilmemesi nedeniyle, temyiz süresinin tebliğden itibaren başladığının kabulü gerektiği, gerekçeli kararın davalı tarafa tebliğ edilmediği, dolayısı ile temyiz süresinin henüz başlamadığı anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesince işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istinaf talebinin usulden reddi yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenler ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nin 373/2. maddesi uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin 06.06.2017 tarih ve 2017/737 Esas - 2017/980 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 17.09.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.