MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; davalılar ile vekil edeninin iştirak halinde malik oldukları babaları ... adına kayıtlı 845 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki ev ve müştemilatı, besi çiftliği ve ağaçların müvekkiline ait olduğunu, bu taşınmaz üzerinde kamulaştırma olduğunu belirterek, bahsi geçen muhdesatların vekil edenine ait olduğuna karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; dava konusu taşınmaza ilişkin olarak açılmış bir ortaklığın giderilmesi davası veyahutta kamulaştırma davası olmaması, hukuki yararında dava koşulu olması, bunun davanın her aşamasında mevcut olması gerektiğinden davacının hukuki yararın olmadığı anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir (HMK 114/1 -h, 115 m.).
Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 845 parsel sayılı 3.400,00 m2 yüzölçümlü taşınmazın tarla vasıflı olarak davacı ve davalıların murisi....i adına tapulamayla 13/10/1970 tarihinde tescil edildiği, ....'ın 11.03.2014 tarihli davacı ...'ye hitaben yazdığı yazı ile; 11.11.2008 tarihli onay ile söz konusu taşınmazda kamulaştırma işlemlerine başlandığının bildirildiği ve davacıya pazarlık teklifinin yapıldığı.... 26/04/2016 tarihli mahkemeye hitaben yazdığı yazıda ise; 845 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırması yapılacak olan alanlar içinde kaldığı ancak kamulaştıma işlemlerine başlanmadığının belirtildiği ancak yine dosya arasına hükümden sonra alınan ....'ın 20.04.2017 tarihli yazısında; dava konusu edilen 845 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kamulaştırma işlemlerine başlanılmış olduğu söz konusu taşınmazda ... dışındaki mirasçılar ile anlaşma sağlanmış olduğu ve anlaşma sağlanan bu hisselerin tescil işlemlerinin yapıldığı söz konusu parsel için 51.170,00 TL mülkiyet arazi bedeli takdir edilmiş olduğu, anlaşma sağlanan hissedarlara 42.500,00 TL Mülkiyet (zemin) bedeli ödenmiş olduğu ancak taşınmaz üzerinde bulunan ev, ağaç ve diğer müştemilatın kime ait olduğu bilinemediğinden bu bedeller ile ilgili herhangi bir ödeme yapılmamış olduğu, taşınmaz üzerindeki ağaçlar için 10.397,00 TL, yapı bedeli olarak 103.207,63 TL bedel takdir edilmiş olduğu bildirilmiştir.
Somut olayda, yukarıda bahsedilen açıklamalar uyarınca dava konusu taşınmaz hakkında....B Termik Santralinin yapmı için .... tarafından kamulaştırma işlemlerine başlandığı anlaşılmaktadır. O halde; kamulaştırma çalışmalarının başladığı ve bu konuda tespitlerin de ilgili kurum tarafından yapıldığı dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığına göre davacının böyle bir davayı açmakta hukuki yararının olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, iddia ve savunma doğrultusunda yapılacak araştırma ve inceleme sonucu, toplanan ve toplanacak deliller ışığında muhdesatların davacıya ait olup-olmadığı hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy