MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR: ...
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, davalı borçluya İcra emrinin bizzat tebliğ edildiği adreste, borçlunun hazır olduğu sırada haciz işlemi yapıldığını, istihkak iddiasının 3. kişi tarafından ispat edilmesi gerektiğini açıklayarak davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine, alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, borçlunun müvekkili şirketin mesul müdürü olup, haciz mahallinde bulunmasının tıbbi mevzuatın getirdiği bir zorunluluk olduğunu, haciz uygulanan iş yerinin vergi kaydı şirket adına olup, hacze konu cihazların müvekkili şirkete ait olduğunu, haczedilen mallara ilişkin faturaların mevcut olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, icra takibine dayanak borcun İlamdan kaynaklanmakta olup, bunun davalı şirket ile ilgisini gösteren bir delilin dosyaya yansımadığı, davalı borçlunun, davacı şirketin mesul müdürü olsa dahi şahsi borcu nedeni ile şirket malvarlığının haczedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Dava konusu haciz, borçluya icra emrinin tebliğ edildiği adreste ve borçlunun huzurunda yapılmıştır. Öte yandan, dosya içerisinde bulunan Ticaret Sicil kayıtlarının incelenmesinde davalı 3.kişi şirketin kurucu ortaklarından birinin borçlu ... olduğu, 27.5.2005 tarihinde tescil edilen karar İle borçlu ve eşi ... 'ın şirket ortakları olduğu, 25.2.2011 tarihinde tescil edilen kararla ise borçlunun hissesinin çoğunluğunu devrederek şirketin az hisseli ortağı olduğu, borçlunun eşi ... 'ın ise tüm hisselerini devrettiği, hem borçlu hem de eşinin hisselerini borçlunun kardeşi ... z'a devrettiği, 22.12.2014 tarihinde tescil edilen kararla ise, borçlunun ve eşinin hisselerini tekrar devir aldığı görülmüştür. Buna göre, İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davalı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
İsteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı, borcun doğumundan sonra düzenlenmiş bulunan fatura ve vergi levhası gibi belgelet yasal karinenin aksini ispata yeterli değildir. Bu durumda, davalı dayandığı deliller ile alacaklı lehine olan karinenin aksini ispat edememiştir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 438. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.