MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili ve davacı vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, ...9. İcra Müdürlüğü’nün 2010/21290 sayılı Takip dosyasında davalı üçüncü kişi bankaya haciz ihbarnamesi gönderildiğini, 8305–240171 numaralı yatırım hesabında 100 adet B tipi likit fon bulunduğunu, borçlu ile imzalanan kredi sözleşmeleri gereğince kendilerinin takas ve rehin haklarından sonra gelmek üzere haczin işlendiği yönünde bilgi verildiğini, muaccel hale gelmiş bir alacağın varlığını kanıtlayamadıkları için bankanın istihkak iddiasını kabul etmediklerini belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, uyuşmazlık konusunun haciz ihbarnamesine itiraz olması nedeni ile görevli mahkemenin icra ceza mahkemesi olduğunu, borçlu ile üçüncü kişi banka arasında imzalanan kredi sözleşmeleri gereğince, yatırım hesabı üzerinde takas ve rehin haklarının bulunduğunu, hesap üzerinde başka takip dosyalarından alınan haciz kararları nedeni ile Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun koyduğu bloke nedeni ile hesaptaki fonların bozdurulup alacağa mahsup edilemediğini, belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, bozma sonrası alınan asıl ve ek bilirkişi raporları doğrultusunda davalı 3. kişi bankanın davalı borçludan herhangi bir kredi alacağı bulunmadığı, davalı takip borçlusunun banka nezdinde yatırım hesabında bir adet B Tipi Likit fonu bulunduğu, 24/12/2010 tarihi itibariyle fonun birim fiyatının 111,39 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 3. kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı 3.kişi vekili ve davacı alacaklı vekili taraflarından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1-Mahkemece verilen 07/12/2012 tarihli ilk hükmün Yargıtay 17.H.D'nin 18.02.2013 tarih 2012/16323 Esas – 2013/1718 Karar sayılı ilamı ile eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak bozulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, gereği tam olarak yerine getirilmediği gibi temyize konu kararda belirtilen gerekçelerin önemli bir kısmının dosya kapsamıyla da uyumlu olmadığı görülmektedir.
Bu sebeple, öncelikle takip borçlusunun davalı banka ile yaptığı tüm kredi sözleşmelerinin ödeme planlarının ve ödeme belgelerinin eksiksiz şekilde dosyaya ibrazı sağlandıktan sonra, dosyanın alanında uzman bankacı bilirkişiye tevdii ile, haciz tarihi itibariyle (somut olayda 1. haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi) kredi sözleşmelerinden kaynaklı borcun ne kadarının ödendiğinin belirlenmesi, bu doğrultuda davalı 3. kişi bankanın iddialarının değerlendirilmesi, bu inceleme ve araştırmalar sonucu elde edilecek bilgi ve belgelerin dosyada bulunan diğer deliller ile birlikte değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması isabetli olmamış hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcı istek halinde temyiz edenlere iadesine, 09.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.