MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün ......... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/2 sayılı davanamesi ile, davalı ...'ın ......unda bulunan ...... kaydının iptali istenilmiş; Mahkemece, 5490 sayılı ...... Hizmetleri Kanununun 36. maddesinde, ...... kayıtlarına ilişkin düzeltme davalarının, düzeltmeyi isteyen resmi dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet Savcıları tarafından yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde açılacağı hükme bağlandığından; Cumhuriyet Savcılarının böyle bir davayı açmaları ancak ilgili resmi dairelerin gösterecekleri lüzum üzerine mümkün olduğu, dosya kapsamında hazırlık tahkikatını yürüten Cumhuriyet Savcısının tahkikat içerisindeki beyanlardan oluşan kanaatle bu davayı açtığı, bildirimde bulunması gereken resmi daire olan ...... idaresinin dava açılması gerektiği konusunda herhangi bir talebinin mevcut olmadığı gerekçesi ile dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa tebliğ edilmeden dosya üzerinde yapılan inceleme ile tensiben davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava şartları ve ilk itirazlar ön incelemede sonuca bağlanır. Ön inceleme ise, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılır (HMK. m.137/1, 139/1 ilk cümle). Buna göre, görevsizlik kararı verilebilmesi için; dava dilekçesinin davalıya tebliği ile cevap süresinin (HMK. m. 127/1) beklenmesi, süresi içinde cevap verilmesi halinde bu dilekçesinin davacıya tebliği ile cevaba cevap verme süresinin (HMK. m.136/1) beklenmesi, cevap verdiğinde, ise bunun diğer tarafa tebliği ve davalının ikinci cevap süresinin cevap beklenmesi zorunludur. Mahkemenin, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebileceğini öngören aynı Kanunun 138. maddesi hükmü, dilekçelerin karşılıklı verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu hüküm, hakime, belirtilen hususlar hakkında gerekmiyorsa ön inceleme duruşması yapmaksızın karar verebilme yetkisi tanır. Ön inceleme duruşması yapmaksızın dosya üzerinden karar verilebilmesi için de, davanın ön inceleme aşamasına getirilmiş olması gereklidir. Kanunun 137. maddesinin (1.) fıkrasında, ön inceleme dilekçelerinin karşılıklı verilmesinden sonra yapılacağının açıkça öngörülmüş olması karşısında, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden gözetileceğine ilişkin 115/1. madde hükmü de, bu hususlarda, davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden karar verilebileceğine izin verir tarzda bir yoruma elverişli değildir.
Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1086 sayılı Kanundan farklı olarak iddia ve savunmanın genişletilmesi yahut değiştirilmesi yasağını dava ve cevap dilekçesinin verilmesiyle başlatmamış; bu yasağı, dilekçelerin karşılıklı verilmesinin tamamlanmasına, bazı hallerde ön inceleme duruşmasına kadar uzatmıştır. Tarafların bu haklarını kullanabilmeleri, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesini veya bunun için kanunda belirlenen sürelerin geçmesini gerekli kılar. Bazı hallerde dava dilekçesindeki talebe göre görevli olmayan mahkemenin, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi veya ikinci cevap dilekçesinin verilmesinden sonra görevli hale gelmesi mümkün bulunmaktadır. Ayrıca 6100 sayılı Kanun, eskisinden farklı olarak, görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etme hakkını davalıya da tanımıştır (m. 20/1). Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde davalıya kararı veren mahkemeden yargılama giderlerini talep etme hakkı da vermiştir (m. 331/2 son cümle). Davalının bu haklarını kullanabilmesi, dava dilekçesinin kendisine tebliğ edilmiş olmasını gerektirir.
6100 sayılı HMKnun 114. maddesi uyarınca dava şartlarından olan görev konusunda aynı Kanunun 138. maddesi uyarınca dosya üzerinden karar verilebilir ise de; ancak bunun için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması gerekir. Dava dilekçesi tebliğ edilmeden tensiben görevsizlik kararı verilmesi HMKnın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına aykırılık oluşturmaktadır.
Bütün bu hükümlerden, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden görevsizlik kararı verilemeyeceği sonucuna ulaşıldığından kararın usul yönünden bozulması gerekmişti
2-5490 Sayılı ...... Hizmetleri Kanununun 36.maddesinde, ...... kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davaların, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile resmi dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet Savcıları tarafından, ilgilinin yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılacağı hükme bağlanmıştır. Bundan ayrı olarak Cumhuriyet Savcılarının yürütmekte oldukları soruşturmalar sebebiyle mağdur veya şüphelilerin hukuki durumlarının açıklığa kavuşturulması bakımından da dava açma imkanları bulunmaktadır.
Somut olaya gelince; uyuşturucu ile yakalanan kişi kendisinin Sait Serdar olduğunu bildirmiş ise de, narkotikte yapılan incelemeler sırasında alınan parmak izlerinin arşivde kayıtlı bulunan ...'ın parmak izleri ile örtüşmesi üzerine, adı geçen kendisinin ... olduğunu, Ankara Kumrular caddesindeki patlamada ölenlerden birinin üzerinden ... kimliği çıkması ve kimlik tanığının da ölenin ... olduğunu bildirmesi üzerine ...'ın ...... kaydına ...... şerhinin düşüldüğünü, bu aşamadan sonra kendisinin de amcası oğlu Sait Serdar'ın ...... cüzdanına kendi resmini yapıştırmak sureti ile onun kimliğini kullandığını söylemesi karşısında, Cumhuriyet Savcısı da soruşturma kapsamında bu davayı açmıştır. Davanın sonucu, soruşturmayı ve açılacak veya açılmış olan ceza davasının sonucunu doğrudan etkileyecek durumda olduğundan Cumhuriyet Savcısının bu davayı açmakta görevli olduğunun kabulü ile davaya bakılıp, deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
3-Dairenin geri çevirme kararı üzerine dosya ya konulan, ...'a ait ...... kaydına göre bu kayıttaki ...... şerhi, ...... Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.02.2017 kesinleşme tarihli 2015/403-2016/405 sayılı kararı ile iptal edildiğinden ...... kaydının iptali hususu da gözetilerek mahkemece bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı onbeş gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 26.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy