MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ: Takibin ve Haczin İptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olup, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, bu kez de hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.03.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat ... ve karşı taraftan davalı borçlu vekili Avukat ... geldiler. Başka gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, davalı alacaklı ... tarafından, müvekkili şirket ile davalı borçlu ... Gıda ... Şti.nin ticaret sicilindeki adreslerinin aynı olduğu iddiası ile 11/08/2015 tarihinde müvekkiline ait menkullerin haczedildiğini, haczin yapıldığı ... 14. İcra Müdürlüğü’nün 2015/7838 Esas sayılı dosyasının müvekkilinin zarara sokma amaçlı muvazaalı bir takip olduğunu, davalı şirketin kendisini muvazaalı olarak borçlandırdığını, ayrıca mahcuz mallar hakkında ... 4. İcra Hukuk Mahkemesine 2015/786 Esas sayılı dosya ile istihkak iddiasına yönelik dava açıldığını, açılan davanın halen derdest olduğunu, muvazaalı olarak başlatılmış olan ... 14. İcra Müdürlüğünün 2015/7838 esas sayılı dosyasının ve müvekkilinin menkul malları üzerine konulan haczin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, aynı malların hacziyle ilgili 4.İcra Hukuk Mahkemesinde 2015/786 esas sayılı davanın görüldüğünü belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; davacı üçüncü kişinin takibe konu borcun borçlu ile alacaklı arasındaki borç ilişkisinin muvazaalı olduğu iddiası ile takibin iptali ile yapılan ihtiyati haczin kaldırılmasını talep ettiği, ayrıca muvazaalı olduğunu iddia ettiği bu takip sebebi ile yapılan haczin de kaldırılmasını istediği, muvazaa iddiasının, bu takip sebebiyle davacı üçüncü kişiye ait istihkak davası sırasında incelenebilecek bir husus olduğu, tek başına iş bu davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığı, davacının ileri sürdüğü hususun 4. İcra Hukuk Mahkemesince incelendiği ve davanın reddine karar verildiği, bu hususun 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/786 Esasında dava konusu yapıldığı, bu doğrultuda derdestlik sebebiyle dava şartı yokluğunun somut olayda var olduğu gerekçesi ile; davacı üçüncü kişinin istihkak davasının dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin ret kararına yönelik olarak davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi, gerekçeli kararın davacı vekiline 22/03/2017 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen gerekçeli istinaf dilekçesi sunmadığı, HMK 352.maddede istinaf başvuru sebeplerinin ve gerekçesinin gösterilmemesi durumunda öncelikle gerekli kararın verileceğinin yazılı olduğu, HMK 342/3 maddesinde başvuru sebeplerinin ve gerekçesinin gösterilmediği durumlarda 355.madde çerçevesinde inceleme yapılacağının belirtildiği, HMK 355.maddeye göre istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağının düzenlendiği, ancak Bölge Adliye Mahkemesinin kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu re'sen gözeteceği, gerekçeli istinaf dilekçesi sunulmamış olsa da, HMK 114/1-h ve ı bentlerindeki dava açmakta hukuki yarar olması ve derdest dava olmaması şartlarının resen bakılacak kamu düzenine ilişkin hususlar olduğu, ilk derece mahkemesinin bu nedenlere dayalı gerekçesi ve bu nedenle davayı ret hükmünün hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararını davacı vekili temyiz etmiştir
1-6100 sayılı HMK’nun 33. maddesi uyarınca, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan hâkim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. 04.06.1958 tarih, 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da kabul edildiği gibi taraflarca ileriye sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak mahkemeye ait olup, hakim olaya uyan ilgili yasa maddelerini re’sen gözetmek, bulmak ve uygulamak zorundadır. Eş anlatımla, olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi mahkeme hakimine aittir. Öte yandan; görev konusu, kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan, bu hususun yargılamanın her aşamasında re'sen gözönünde bulundurulması zorunludur. Buna göre; temyize konu dava, muvazaa sebebiyle takibin iptali davası olup, görevsizlik kararı veren ... 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin gerekçesinde belirtildiğinin aksine İİK'nun 71. maddesi uyarınca açılan bir dava olmadığı gibi istihkak davası da değildir. Anılan nitelendirmeye göre temyize konu davada görevli mahkeme İcra Hukuk mahkemesi olmayıp, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, karara bağlanması gerekir. Bu sebeple, ilk derece mahkemesince dava şartı yokluğundan davanın reddi kararı ile Bölge Adliye mahkemesince verilen istinaf talebinin esastan reddi kararı doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 371/1-ç. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 27.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi