MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Vesayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün kısıtlanması istenilen tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı dava dilekçesinde, annesi ...'nın malvarlığını kötü yönetmesi sebebi ile vesayet altına alınması istenmiş; mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar kısıtlanması istenilen tarafından temyiz edilmesi üzerine mahkemece temyiz başvurusunun süresinde olmadığı gerekçesiyle 03.08.2016 tarihli ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verilmiş, ek karar kısıtlanması istenilen tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.
1-Temyiz isteminin süreden reddine dair ek karar yönünden;
Kısıtlanması istenilen...'e MERNİS adresi olduğu tebliğ zarfı üzerinde belirtilmek suretiyle, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre mahalle muhtarına yapılan gerekçeli karar tebliğatı tebliğ edilmiştir. Bu şekilde yapılan tebligatlar usulsüzdür. Şöyle ki;
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereği tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligatın yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı; "tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" kenar başlıklı 21. maddesinde ise, kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildireceği; maddenin ikinci fıkrasında da gösterilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştıracağı hükme bağlanmıştır.
Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Bu değişikliğe göre, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca doğrudan tebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligat, bilinen veya gösterilen adresine yapılacaktır. Buna göre, ilk defa bildirilen adresin muhatabın (kısıtlanması istenilenin) adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adres olması arasında fark yoktur. Her iki adres de Tebligat Kanununun 10/1. maddesi kapsamında bilinen adrestir. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi de nazara alınarak muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre tebligat çıkarılacaktır.
Somut olayda; gerekçeli kararın kısıtlanması istenilen ...'e doğrudan MERNİS adresine tebliği usulsüz olup, usulsüz tebligata dayalı olarak kısıtlanması istenilenin temyiz istemi, mahkemece süre yönünden reddedilmiş ise de, hükmün kısıtlanması istenilene 02.12.2015 tarihinde usulsüz olarak tebliğ edildiği anlaşıldığından kısıtlanması istenilenin 07.03.2016 tarihli temyiz istemi süresinde olmakla, mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin 03.08.2016 tarih ve 2014/639 Esas 2015/783 karar sayılı Ek kararın kaldırılmasına,
2-İşin esası yönünden yapılan incelemede;
Kısıtlanması istenilene 08.04.2015 tarihinde çıkartılan duruşmaya katılması yönündeki meşruhatlı tebligat doğrudan adres kayıt sistemindeki adresine Tebligat Kanunu 21/2.maddeye göre tebliğ edilmiş, kısıtlanması istenilen duruşmalara katılımı sağlanıp beyanı alınmaksızın malvarlığını kötü yönetmesi gerekçesiyle vesayet altına alınmıştır.
Tebligat Kanunu'nun 10/2 ve 21/2. maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, başka adresi bilinmediği gerekçesiyle muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması yukarıda açıklandığı üzere usulsüz olup muhatabın savunma hakkını kısıtlayacağından, Anayasanın "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesine ve Tebligat Kanunu'nun yukarıda bahsi geçen hükümlerine aykırı olacaktır.
6100 sayılı HMK'nın 27. maddesi uyarınca, davanın tarafları kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını da içermektedir. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalıdır.
Kaldı ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 409.maddesi gereği bir kimsenin dinlenilmeden savurganlığı, kötü yaşama tarzı ve kötü yönetimi sebebiyle kısıtlanamayacağı da dikkate alınmaksızın ...'nın kısıtlanmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Kısıtlanması istenilenin temyiz itirazlarının kabulüyle (1) numaralı bentte açıklanan gerekçeyle temyiz isteminin süreden reddine dair EK KARARIN KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan gerekçeyle de, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK'nın 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 18.01.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.