MAHKEMESİ: .... Asliye (Aile) Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, vekil edeni tarafından diğer mirasçılar aleyhine mal rejiminin tasfiyesi davası açıldığını,...Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi'nin 2008/358 Esas, 2008/666 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, kesinleşen hüküm doğrultusunda miras bırakan adına açılmış bulunan hesaplardaki paraların toplam değerinin yarısının banka tarafından vekil edenine ödendiğini, ancak ilgili kararda hesaplardaki ana paranın esas alındığını, hesapta bulunan paranın yatırılma tarihi olan 01.01.2002 tarihinden, hükmün kesinleşip paranın tahsil edildiği 07.10.2010 tarihine kadar işleyen ve yarısı vekil edenine ait bulunan faizin vekil edenine ödenmediğini açıklayarak vekil edenine ait yarı payın hesabın açıldığı tarihten ödeme yapıldığı 07.10.2010 tarihine kadar belirlenen oran üzerinden oluşmuş faizinin tespiti ile vekil edenine ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ... ile... 03.11.2011 tarihli yargılama oturumunda açılan davaya bir diyecekleri olmadığını bildirmişlerdir.
Diğer davalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmamışlar ve cevap dilekçesi vermemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulüne, 252.792-TL işlemiş faize ilişkin miktarın davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar ..., ..., ... Ertuğral, ..., ..., ... ve ... vekili taraflarından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, Halkbankasına yazı yazıldığının ve cevapta davacıya isabet eden ana para payına işlemiş olan faizin 252.792-TL olduğunun belirtildiği gerekçesiyle bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmişse de, varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; davacı sağ eş ile miras bırakan 15.11.1966 tarihinde evlenmiş, 01.07.2004 tarihinde eş ...'un ölümüyle davacı eşi ve davalılar mirasçı olarak kalmıştır. Mal rejimi ölüm tarihi itibarıyla sona ermiştir (TMK'nun m. 225/1). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM'nun m.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasanın m. 10, TMK'nun m. 202/1). Aile konutu, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 17.10.2002 tarihinde satın alınarak, ölen eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK'nun m. 179).
Dava, davacı tarafından daha önce açılan Kumluca Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi'nin 2008/358 Esas, 2008/666 Karar sayılı dosyasındaki mal rejiminin tasfiyesi davasında da dava konusu edilen banka hesaplarındaki ana paranın bankaya yatırılma tarihi olduğu iddia edilen 01.01.2002 tarihinden itibaren işleyen faizin davalılardan tahsili isteğine ilişkindir.
Her ne kadar davacı tarafından bu yönde istekte bulunulmuşsa da, Aile Mahkemesi'nce görevli olduğu tasfiye süreci içindeki döneme ilişkin faizle ilgili inceleme ve araştırma yapılarak sonucu doğrultusunda karar verilmesi gerekmektedir. Mal rejiminin tasfiyesinden sonraki tarihte davacının da mirasçı olması nedeniyle genel hükümlere göre genel mahkemelerde dava açabileceği veya istiyorsa açması gerektiği düşünülmelidir. Mahkemece söz konusu banka hesaplarının açıldığı tarihten mal rejiminin sona erdiği miras bırakanın öldüğü 01.07.2004 tarihine kadar işlemiş faizler dikkate alınmak suretiyle inceleme ve araştırma yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda açıklanan hususlar gözardı edilerek, mal rejiminin sona erme tarihi dikkate alınmadan murisin öldüğü tarihten sonra terekeye ait olması gereken faizin de dikkate alınarak tasfiye tarihinden sonraki tarihi de kapsar şekilde bankada halen bulunan miktarın çok üzerinde bir değer üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılması gereken iş; tasfiyenin sona erdiği 01.07.2004 tarihine kadar işlemiş faiz bulunup bulunmadığının, varsa daha önce görülen tasfiye davasında bu faiz miktarının dikkate alınıp alınmadığının değerlendirilerek mükerrer ödemeye neden olmadan sonucu doğrultusunda karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Davalılar ..., ..., ... Ertuğral, ..., ..., ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
15.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.