MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz'in 06.03.2017 gün ve 2017/1694 Esas ve 2017/2955 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davalı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkeme davanın reddine karar vermiş, kararın davacı alacaklı tarafından temyizi üzerine Dairemiz'in 06.03.2017 gün ve 2017/1694 Esas ve 2017/2955 Karar sayılı ilamı ile “Davalı borçlu tarafından davacı tarafa borcu bulunmadığını ispata yönelik olarak dosyaya sunulan ve kiraya veren ile kiracı adı altında imzalı "protokol" başlıklı belgedeki imzanın bilirkişi raporu ile davacı kiraya veren ...'ın eli ürünü olduğu tespit edilmiş ise de söz konusu belgede tanzim tarihi yazılı değildir. Söz konusu belge ile sözleşmeden doğan kira alacağının bu protokolün imzalanmasından itibaren ödenmeyeceği, protokol tarihine kadar olan kira borçlarının kiraya verene elden ödendiği kararlaştırılmakla birlikle, protokolün tanzim tarihi belirsiz olduğundan bu belge İİK.nun 269/c maddesi kapsamında değerlendirilemez. Davalı borçlu İİK.nun 269/c maddesinde belirtilen makbuz ve belgelerden biri ile takibe konu kira bedellerini ödediğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini kanıtlayamadığına göre, mahkemece itirazın kaldırılmasına ve tahliyeye karar verilmesi gerekirken, tanzim tarihi belirsiz olan söz konusu protokol hükümleri değerlendirilerek yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.” denmekle bozulmuştur. Davalı borçlu vekili karar düzeltme talep etmektedir.
1-Mahkemenin kararında ve Yargıtay ilamında yazılı sebeplere göre 6100 sayılı HMK.na 6217 sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nun 440.maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan, davalı borçlu vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki karar düzeltme talepleri yerinde değildir.
2-Davalı borçlu vekilinin tahliyeye ilişkin karar düzeltme istemine gelince; kiralanan taşınmazın çatılı işyeri vasfında olmasına rağmen ödeme emrinde 7 gün ödeme süresinin verildiği, İİK.nun 269/1. madde göndermesiyle olayımızda uygulanması gereken Türk Borçlar Kanunu'nun 315. maddesinde yer alan otuz günlük ödeme süresinin ödeme emrinde açıkça yazılması zorunlu olduğu, yasaya uygun olarak düzenlenmeyen ödeme emrinin hukuki sonuç doğurmayacağı, hukuki sonuç doğurmayan ödeme emrine bağlı olarak tahliye kararı verilemeyeceği bu nedenle mahkemece tahliye talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile tahliye talebinin reddine kararı verilmesinin hatalı olduğu bu seferki incelemeden anlaşılmasına göre davalı borçlunun karar düzeltme isteminin tahliye yönünden kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı borçlunun itirazın kaldırılması yönünde karar düzeltme isteğinin REDDİNE, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tahliyeye yönelik karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemiz'in 06.03.2017 gün ve 2017/1694 Esas ve 2017/2955 Karar sayılı bozma kararının tahliye yönünden kaldırılarak mahkemenin 17/12/2015 gün ve 2014/760 Esas ve 2015/1197 Karar sayılı kararının tahliye yönünden sonucu itibariyle doğru olduğundan 6100 sayılı HMK’ya 6217 sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nun 438. maddesi gereğince gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 17/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy