MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kayyımlığın Kaldırılması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı-kayyım vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava dilekçesinde, ... sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan kayyımlık şerhinin kaldırılması istenilmiş; mahkemece, kayıt maliki ile mirasçılarının belli olduğu gerekçesi ile ... oğlu ... adına kayıtlı taşınmazlar üzerindeki kayyımlığın kaldırılmasına dair verilen karar kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kayyımlık kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanunun 2/1. maddesinde “4721 Sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 427. maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazine'nin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazine'nin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder.”; Türk Medenî Kanunu'nun 426. maddesinde ise "Vesayet makamı, ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya resen temsil kayyımı atar.” hükümleri mevcuttur.
Kayyım atanması ve kayyımlığın kaldırılması istemine ilişkin davalar kamu düzeni ile yakından ilgili olup, mahkemeler hiçbir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın gerekli araştırmayı yaparak karar vermek durumundadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; kayyımlığın kaldırılması istenilen taşınmazların 13.02.1958 tarihli tesis kadastrosu ile ... oğlu ... adına tespit gördüğü, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2007/1554-2008/1116 sayılı kararı ile 521 ada 24 parsel, 2007/1555- 2009/301 sayılı kararı ile 521 ada 12 parsel ve 2007/1797-2009/30 sayılı ilamı ile maliki tanıyan bilen olmadığından, hak ve hukukunun korunması amacıyla en büyük mal memurunun kayyım olarak tayinine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, mevcut tapu kayıtlarında malikin soyadı bulunmadığı gibi davacıların, murisleri olduğunu iddia ettikleri ... oğlu ...'ın nüfus kaydının da olmadığı görülmektedir. Kayyımlık kararının kaldırılması, tapuda malik görünen ... oğlu ... ile veraset belgesi sunulan “... oğlu ...”ın aynı kişiler olduklarının ve davacıların da adı geçenin mirasçısı olduğunun her türlü tereddütten uzak duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ile mümkündür. Mahkemece; tüm dosya içeriği ve toplanan delillere göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırmayla, tapu malikinin, davacıların murisi ile aynı kişi olup-olmadığı duraksamaya yer vermeksizin belirlenememiştir. Yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
O halde, yapılan bu açıklamalar ışığında; mahkemece, tapu kayıt maliki ... oğlu ... ile adına veraset ilamı alınan ancak nüfusta kaydı bulunmayan ... oğlu ...'ın aynı kişi oldukları hususundaki tereddütün giderilmesi amacıyla, davacı tarafa tapu kaydında düzeltim işlemlerinin yapılması için dava açmak üzere süre ve imkan tanınarak, düzeltme işleminin sağlanması halinde şimdiki gibi davanın kabulüne, sağlanamadığı halde mevcut kanıtlara göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve eksik inceleme ile davanın kabulü doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı kayyım vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nın 440/III-1,2,3,4 bendi gereğince Yargıtay Daire ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 15.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy