DAVA TÜRÜ: İstihkak
MAHKEMESİ: ... İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda ... İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddine ve %20 oranında tazminatın alacaklıya verilmesine karar verilmiş olup, Mahkeme hükmüne karşı davacı 3. kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince davacı 3. kişi vekilinin davanın reddine dair karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesine yönelik istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş, bu kez hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı 3. kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.03.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı 3. kişi vekili Avukat Turan Kalıpçı ve davalı alacaklı vekili Avukat ... geldiler. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, müvekkili şirketin kağıt üretim faaliyetini durdurduktan sonra şirket mülkiyetinde bulunan fabrikayı ve içerisindeki mütemmim cüz sayılan teçhizatlarla ve makinelerle aynı konuda faaliyet gösteren şirketlere kiraladığını, 2000-2005 yılları arasında ... Kağıt San.A.Ş, 2005-2008 yılları arasında ... San. Ltd Şti.nin müvekkilinin kiracıları olduğunu, 01.07.2010 tarihinde de müvekkili şirketin borçlu ... Kağıt Sanayi ve Tic. Ltd Şti'ne işyerini içerisindeki mütemmim cüz sayılan teçhizatlarla, makinelerle birlikte kiraladığını, üstelik kira tarihinin ... 2.İcra Müdürlüğünün 2016/878 Esas nolu dosyasına konu borcun doğum tarihinden çok önce olduğunu, kira sözleşmesinin ... 2.Noterliğince 21.07.2010 tarihli ve 016890 yevmiye ile onaylı olduğunu, bu sözleşmeye göre haczedilen malların müvekkili şirkete ait olup borçlu şirkete kiralandığının açık olduğunu, işyerinde borçlu ... Kağıt San.ve Tic. Ltd Şti'ne ait herhangi bir şey bulunmadığını belirterek davanın kabulü ile hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu şirket ile davacı şirket arasındaki organik bağ nedeniyle alacakların tahsilini imkansız hale getirmek için muvazaalı işlem yapıldığını, her iki şirketin ortaklarının aynı veya yakın akraba olduğunu, her iki şirketin merkez adreslerinin bir dönem aynı tarihlerde aynı adres olduğunu, davacı şirketin sonradan değiştirdiği adresinde dahi faaliyet göstermediğini ayrıca her iki şirketin faaliyet alanlarının aynı olduğunu, davacı ve borçlu şirket arasında organik bağ bulunması nedeniyle noter onaylı kira sözleşmesinin muvazaaya yönelik olarak düzenlenmesinin mümkün olduğunu, dosyaya ibraz edilen kira sözleşmesinin karinenin aksini ispata yeterli olmadığını, kira sözleşmesine konu demirbaş listesindeki makine ve teçhizatta seri numarası bulunmadığından haczedilen mahcuzların aynı mal olup olmadıklarının dahi belli olmadığını, borçlu şirket hakkında ... 1.İcra Müdürlüğünün 2015/7739 Esas sayılı dosyasında dava dışı alacaklı ... tarafından ayrı bir icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleşmesinin ardından borçlu şirketin merkez adresine gidilen hacizde davacı şirketin ortağı ve imza yetkilisi ...'un da hazır bulunduğunu, borçlu şirketin de yetkilisi olan bu kişinin işyerinin ve fabrikada yer alan makinelerin borçlu şirkete ait olduğunu kabul ettiğini ve bu makinelere haciz konulmasının ardından yediemin olarak mahcuzların kendisine bırakılmasına rıza göstererek haciz tutanağını imzaladığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; haciz yapılan adresin borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresi ve ödeme emrinin tebliğ edildiği adres olduğu, davacı şirket ile borçlu şirketin yetkilisi ...'un her iki şirkette de ortaklığının bulunduğu, davacı vekili müvekkili şirketin haczedilen malları borçlu şirkete kiraladığını bu hususta noter onaylı kiralama sözleşmesi bulunduğunu belirttiği kira sözleşmesinin tarihi her ne kadar takip konusu borcun doğumundan önceki tarihi taşımakta ise de, kira sözleşmesine ekli listede borçluya kiraya verildiği iddia edilen makinelerin markası, modeli, seri numarası gibi ayırt edici hiçbir özelliği yazılı olmadığı, bu doğrultuda haczedilen eşyalara ilişkin olduğunun anlaşılamadığı, tensip zaptının 8 nolu ara kararı ile hacizli mallar üzerinde takibin ertelenmesine karar verilmiş olduğu gerekçesi ile; davanın reddine, İİK.97. maddesine göre takibin durdurulmasına karar verilmiş olması gözönünde tutularak alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın %20'si oranında davacıdan tazminat alınmasına, karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararına yönelik olarak davacı 3. kişi vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi,ilk derece mahkemesinin davanın reddine dair kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin dava ve takip dosyası içinde bulunduğu, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, bu nedenle inceleme konusu davanın reddine dair kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davanın reddine dair karara yönelik istinaf isteminin esastan reddi gerektiği, %20 tazminata yönelik istinaf başvurusu bakımından ise alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için anılan yasal düzenleme kapsamındaki tüm koşulların bir arada bulunması, buna göre üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddinin yanı sıra teminat karşılığında takibin ya da satışın ertelenmesi kararının bulunması, bu kararın infaz edilmiş olması, aynı zamanda alacaklının tazminata ilişkin talebinin bulunması gerektiği, somut olayda ise teminat gösterilmeden takibin durdurulmasına karar verildiği halde, yazılı şekilde tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacının, davanın reddine dair karara yönelik istinaf isteminin HMK.nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesine yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile; ... İcra Hukuk Mahkemesinin 28/02/2017 tarih 2016/121 Esas ve 2017/113 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yerine HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek yeniden esas hakkında hükmün oluşturulmasına,davacının davasının reddine, şartları bulunmadığından davalının tazminat isteminin reddine, istinaf başvurusunun HMK.' nın 353/1-b-1 md gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararını davacı 3. kişi vekili ve davalı alacaklı vekili temyiz etmiştir
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1- Davacı 3. kişinin temyizi bakımından;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre davacı 3. kişi vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davalı alacaklı vekilinin tazminata yönelik temyiz itirazları bakımından ise;
İİK’nun 97/13. maddesinde; “İstihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur.” düzenlemesi yer almaktadır. Buradaki tazminat kötü niyet değil, esasen alacaklı lehine getirilmiş bir gecikme tazminatı olarak nitelendirilmelidir. Alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için anılan yasal düzenleme kapsamındaki tüm koşulların bir arada bulunması; buna göre üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddinin yanı sıra takibin ya da satışın ertelenmesi kararının da bulunması gerekir.
Somut olayda, davalı alacaklının 21.04.2016 tarihli cevap dilekçesinde tazminat talebinde bulunduğu ve ayrıca mahkemece verilen 22.03.2016 tarihli ön inceleme hazırlık tutanağının 8 nolu ara kararı ile takibin geçici olarak durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. Bu durumda, davacı 3.kişinin açtığı istihkak davası reddolunduğundan ve davalı alacaklı vekilinin İİK'nun 97.maddesine dayalı olarak tazminat istemi bulunduğundan ve gönderilen takip dosyasındaki bilgilere göre geçici durdurma kararı takip dosyasında da fiilen uygulandığından alacaklı lehine hükmedilecek tazminatın koşullarının oluştuğunun kabulü gerekir. Bu sebeple, verilen durdurma kararının icra takip dosyasında uygulandığı ve fiilen takibin durduğu nazara alınmaksızın teminat gösterilmediğinden bahisle ilk derece mahkemesince hükmedilen tazminatın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması kararı doğru görülmemiş, alacaklının tazminata ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesince tazminata ilişkin olarak verilen ret kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı 3.kişi vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin tazminata ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliyesi Mahkemesi kararının, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 371/1-ç. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, karardan bir suretin de ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davacı 3. kişiden alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı alacaklıya verilmesine, 31,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 4,50 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına ve peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 27.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy