MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Tescil, Değer Artaş Payı Alacağı ve
Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, tapu iptal tescil isteminin reddine, katılma alacağına ilişkin istemin kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş olup hükmün davacı-birleşen davacı vekili ile davalılar- birleşen davalı vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı-birleşen davacı ... vekili, 2011/640 Esas sayılı asıl davada, dava konusu 341 ada 13 parseldeki 8 nolu bağımsız bölümün davalı ... tarafından diğer davalı ...'a muvazaalı olarak satıldığını ileri sürerek anılan satış işleminin geçersizliğinin tespit edilerek tapu kaydının iptali ile yeniden davalı ... adına tesciline karar verilmesini istemiş, 2012/1141 esas sayılı birleşen davada, dava konusu 341 ada 13 parseldeki 4 ve 8 nolu bağımsız bölümler nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile aynen taksim, aynen taksimin mümkün olmaması halinde alacak isteğinde bulunmuştur.
Asıl davada davalılar ... ve ... vekili, davanın reddini savunmuş, birleşen davada davalı ... ile ihbar olunan ... vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının tapu iptal-tescil isteminin reddine, davacının katılma alacağına ilişkin davasının kısmen kabulü ile toplam 41.098-TL katılma alacağının davalı ...'dan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, bahse konu alacağa karar tarihi itibari ile faiz yürütülmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı-birleşen davacı vekili ile davalılar-birleşen davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin gerekçeli kararı incelendiğinde, "istem; davacı tarafça dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile davalı ... adına tescili olmadığı takdirde mal tasfiyesine yöneliktir....mahkememizce de uygun görülen bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Yine davacı tarafça tapu iptal tescil isteminde bulunulmuş ise de TMK'ya göre katılma alacağının parasal bir alacak hakkı olup, tapu iptal ve tescil istenemeyeceği dikkate alınarak davacının tapu iptal tescil isteminin reddine karar verilmiştir." şeklinde gerekçe oluşturularak davacının tapu iptal-tescil isteminin reddine, davacının katılma alacağına ilişkin davasının kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği belirlenmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). Az yukarıda açıklandığı üzere 2011/640 Esas sayılı asıl dava ile 2012/1141 Esas sayılı birleşen dava olmak üzere iki ayrı dava bulunmaktadır. İddianın ileri sürülüş şekline göre asıl dava, muvazaa nedeniyle tapu kaydının iptali ile davalı eski eş adına tescil isteğine, birleşen dava mal rejiminin tasfiyesi ile aynen taksim, aynen taksim mümkün olmaması halinde alacak isteğine ilişkindir. Mahkemece "...yine davacı tarafça tapu iptal tescil isteminde bulunulmuş ise de TMK'ya göre katılma alacağının parasal bir alacak hakkı olup, tapu iptal ve tescil istenemeyeceği dikkate alınarak davacının tapu iptal tescil isteminin reddine karar verilmiştir." denilmek suretiyle mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan aynen taksim isteğine ilişkin değerlendirme yapıldığı, asıl davadaki muvazaa nedeniyle tapu kaydının iptali ile davalı eski eş adına tescil isteği hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. Davacı, birleşen davadaki mal rejiminin tasfiyesi ile hak edebileceği alacağının tahsilini sağlamak amacıyla asıl davayı açmış, muvazaalı devrin iptali ile taşınmazın davalı eski eş adına tescilini talep etmiştir. Buna göre asıl davanın yasal dayanağı genel hükümlerdir. (TBK. m. 19.; e.BK. m. 18) Asıl davada, Aile Hukuku'ndan kaynaklanan bir talep mevcut değildir. Bu nedenle davaya bakma görevi Aile Mahkemesi'ne ait olmayıp, bu talep hakkında Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan (HMK'nun 114/c) iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önünde bulundurulur (HMK'nun 115/1). Açıklanan nedenlerle, Mahkemece 2011/640 esas sayılı asıl davayı tefrik ederek ayrı bir esasa kaydı yapıldıktan sonra görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı-birleşen davacı vekili ile davalılar-birleşen davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadelerine, 07.02.2018 tarihinde oybirlğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy