MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İcra Takibine İtirazın Kaldırılması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 01.03.2012 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak davalı kefil hakkında 25.12.2014 tarihinde başlattığı icra takibi ile 9.625,70 TL damga vergisi ve Kasım ayı kira alacağı 9.450,00 USD’ın işlemiş faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 05.01.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu vekili 08.01.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkilinin dosya alacaklısına Kasım ayına ait herhangi bir kira borcu olmadığını bildirerek borcun tamamına, faize ve ferilerine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Davalı borçlu vekili cevap dilekçesi ile davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, alacaklı vekilince borçlu ... hakkında örnek 7 ödeme emri düzenlenmek suretiyle ilamsız takip yapıldığı, takipte istenebilecek miktarın bilirkişi marifetiyle hesaplandığı gerekçesiyle ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, takipte fazla talep edilen 1.166,09 USD işlemiş faiz yönünden itirazın kaldırılması talebinin reddine, 9.450,00 Dolar kira alacağı, 51,79 Dolar işlemiş faiz, 9.625,70 TL damga vergisi yönünden itirazın kaldırılarak takibin devamına, tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması istemine ilişkindir.
Davacı ile dava dışı ...... arasında düzenlenmiş 01.03.2012 başlangıç tarihli ve 2 yıl süreli kira sözleşmesini davalı ... müşterek ve müteselsil borçlu kefil sıfatıyla imzalamıştır. Davacı alacaklı, davalı kefil aleyhine icra takibi ile Kasım ayı kira bedelinin tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili her ne kadar dava dilekçesinde takip ile 2013 yılı Kasım ayı kira bedelinin tahsilinin istendiğini bildirmiş ise de, 21.05.2015 tarihli dilekçesinde ve aynı tarihli duruşma sırasındaki beyanında, dava dilekçesinde maddi hata ile talep içeriğinin 2013 yılı Kasım ayı olarak yazıldığını, takip ve dava konusu alacağın 2014 yılı Kasım ayı kira alacağına ilişkin olduğunu bildirmiştir. Sözleşme tarihine göre uygulanması gereken ve kefalette şekil şartını
düzenleyen TBK.583.maddesi (BK.) hükmüne göre kefillerin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe kefalet geçerli olamaz. Müteselsil kefillerin sorumluluğu kira sözleşmesinde belirtilen süre için geçerlidir. Yenilenen dönemlerde de sorumlu tutulabilmesi için kefalet süresi ile kefil olunan miktarın açıkça kararlaştırılması gerekmektedir. Davacının dayandığı kira sözleşmesinde uzayan dönem için kefilin sorumlu olduğu süre ve kefalet miktarı açıkça kararlaştırılmadığına göre, yenilenen döneme ait kira parasından kefil sorumlu tutulamaz. Mahkemece bu nedenle davalı kefil hakkındaki itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 18.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy