MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı dava dilekçesinde, davalı ... ile evlilik dışı ilişkisinden 11.08.2012 doğumlu Nehir'in doğduğunu ileri sürerek babalığın tespitini, birleşen dosya da ise nafaka ve maddi tazminata hükmedilmesini istemiş; mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 301. maddesi kapsamında anne tarafından açılan evlilik dışı beraberlikten doğup annenin kızlık hanesine kayıtlı çocuğun babasının tespiti, birleşen dava ise 304.madde gereği maddi tazminat, 327 ve devamı maddeleri kapsamında nafaka istemine ilişkindir.
1-4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 337. maddesinde evlilik birliğinin bulunmaması halinde velayetin anaya ait olacağı; 426/2. maddesinde ise yasal temsilci ile küçüğün menfaati çatıştığında küçüğe kayyım atanacağı, 301. maddesinde de babalık davasının, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye, dava ana tarafından açılmış ise kayyıma, kayyım tarafından açılmış ise anaya ihbar edileceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, davanın küçük Nehir'in babasının davalı ... olduğunun tespiti istemine ilişkin olduğu ve ana tarafından açıldığı, ancak davanın Cumhuriyet savcısı ve Hazine'ye ihbar edilmeden karara bağlandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda gösterilen kanuni düzenlemeler dikkate alınarak mahkemece davanın Hazine ve Cumhuriyet savcısına ihbar edildikten sonra işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
2-4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 304. maddesinde, ananın, babalık davasıyla birlikte veya ayrı olarak baba veya mirasçılarından doğum, doğumdan önceki veya sonraki altışar haftalık geçim ile gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderlerini isteyebileceği, aynı maddenin son fıkrasında ise, hükmedilecek tazminattan üçüncü kişiler veya sosyal güvenlik kuruluşlarınca anaya yapılan ödemelerin, hakkaniyet ölçüsünde indirileceği düzenlenmiş olup, davacı vekili de bu maddede gösterilen ananın mali haklarına ilişkin talepte bulunmuş, mahkemece davacı taraftan masraflara dair delilleri sorulmadan, giderler için zabıta, hastane ve sosyal güvenlik biriminden gerekli ve yeterli araştırma yapılmadan sunulan bilirkişi raporu ile yetinilerek hüküm kurulmuştur.
-//-
Mahkemece, Türk Medeni Kanununun 304. maddesinde yer alan ananın mali hakları konusunda; taraflardan bütün delillerinin ve bu arada davacıdan harcama belgelerinin ibrazının istenmesi, davacının doğum yaptığı hastaneden harcamaya ilişkin bilgi ve belgelerin getirtilmesi, hastanedeki gebelik muayene ve doğum masraflarının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenip ödenmediği, yine anneye Kurum tarafından doğum yardımı yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise miktarı sorulmalı, belgelendirilemeyen ancak mutad olan diğer giderler hakkında zabıta araştırması yaptırılması sonucunda Yargıtay denetimine elverişli ehil bilirkişi raporu alınması, Sosyal Güvenlik Kurumunca varsa yapılmış ödemenin hakkaniyet gereği hükmedilecek tazminattan indirilmesi gerektiği de dikkate alınarak bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yeteriz inceleme ile karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 21.09.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.