MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Soybağının Reddi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ile boşandığı eşi davalı ...'nin gebe kaldığı tarihlerde cinsel ilişkilerinin bulunmadığını belirterek, davacının, nüfus kaydında çocuğu olarak görünen ... 'in gerçek babası olmadığının tespiti ile soybağının reddine karar verilmesini istemiş; Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 286/1. maddesinde, soybağının reddi davasının ana ve çocuğa karşı açılacağı; 426/2. maddesinde ise, yasal temsilci ile küçüğün menfaati çatıştığında küçüğe kayyım atanacağı hükme bağlanmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; ... 'in gerçek babasının davacı ... olmadığının tespiti ile soybağının reddi istemine ilişkin davanın koca tarafından açıldığı, ancak küçüğe kayyım tayin ettirilmeden karara bağlandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında, Mahkemece küçüğe kayyım tayin ettirilip davanın kayyıma yöneltilmesi, gösterdiği takdirde delillerinin toplanması, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yeterli inceleme yapılmadan eksik hasımla yapılan yargılama ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 438. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 26.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.