MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi asli müdahiller Ayşe ve Aysel vekili, duruşmasız olarak da Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07.11.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden asli müdahiller vekili Av. ... Göğebakan geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Dava dilekçesinde, ...ı'nın vasiyetname yolu ile kurduğu ...ı Vakfı'nın tescili istenilmiş; mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar ...ı'nın mirasçıları Ayşe ile Aysel vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun 102.maddesi kapsamında davacı ... ile asli müdahiller Ayşe ve Aysel'in murisleri ...ı'nın ölüme bağlı tasarruf (... Üçüncü Noterliğinin 01.07.1999 tarih ve 26684 yevmiye numaralı ...I'ya ait "Düzenleme Şeklinde Vasiyetname ve Vakıf Senedi") ile kurduğu vakfın tescili istemine ilişkindir.
Ölüme bağlı tasarruf kavramı, kısaca, miras bırakanın ölümünden sonra sonuç doğurmak üzere yaptığı hukuki işlemleri ifade eder. Ölüme bağlı tasarrufta bulunma, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğundan, iradi veya yasal temsilci tarafından bu tip tasarruflarda bulunulamaz; bu hak doğrudan doğruya kişinin kendisi tarafından kullanılmalıdır.
Davaya asli müdahil olarak taraf olan vakfeden ...ı'nın mirasçılarından kızları Ayse ve Aysel, vakıf kurulmasına dair vasiyetname hakkında Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine terditli olarak vasiyetnamenin iptali olmazsa tenkisi için ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/712 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açtıklarını, iş bu davanın sonucunun bekletici mesele sayılmasını istemişlerdir.
Miras bırakan yapacağı sağlararası karşılıksız kazandırmalar veya ölüme bağlı tasarruflarla saklı paylı mirasçıların haklarını çiğneyemez. Miras bırakan, saklı paylar dışında kalan tasarruf oranı hakkında ise, serbestçe tasarrufta bulunabilir. Vakıf kurma söz konusu olduğunda bu serbestinin sınırı, TMKnın 526.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre miras bırakan, terekesinin tasarruf edilebilir kısmının tamamını veya bir bölümünü özgülemek suretiyle vakıf kurabilir. Miras bırakan tasarruf oranını aşarak saklı pay kurallarını bertaraf ederse, bundan etkilenen mirasçılar vakfa itiraz edebilir. Söz konusu itiraz, TMKnın 560.maddesine göre, tenkis davası açmak suretiyle olur. Buna göre saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler. TMKnın 571.maddesinin birinci fıkrasına göre, tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Ayrıca ilgili kişinin iptal sebebini öğrenmesine bakılmaksızın her hâlde dava hakkı; vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer. Ancak dava açma süresi geçmiş olsa bile, TMKnın 571.maddesinin ikinci fıkrasına göre, tenkis iddiası def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
Mahkemece, tesciline karar verilen vakfın kurulmasına dair vasiyetname hakkında terditli olarak vasiyetnamenin iptali olmazsa tenkisi için ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/712 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığına ve bu davada verilecek kararın eldeki davayı etkileyeceğinden bu davanın sonuçlanmasının beklenmesi ve bekletici mesele sayılması, tarafların iddia ve savunmalarının bundan sonra değerlendirilmesi gerekmektedir. Asli müdahillerin bu yöne ilişkin savunmaları göz önüne alınmaksızın yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMKnun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMKnun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMKun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 07.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.