MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Vakıfta Alacak İstemli
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından duruşmalı, davacı vekili tarafından ise duruşmasız temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava dilekçesinde, davacı vakfın 2004-2008 yılları arasında mütevelli heyeti başkanlığını yapan davalıların murisi ...'un, vakfı zarara uğrattığı iddia edilerek ana para ve işlemiş faiziyle birlikte toplam 44.633,47 TL'nin davalılardan tahsili istenilmiş, Mahkemece, ana para yönünden davanın kabulüne, işlemiş faiz yönünden ise reddine dair verilen karar, davacı ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı vakfın mütevelli heyeti başkanlığını yapan davalıların murisinin vakfı zarara uğrattığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
1-Davalılar vekilinin temyizi yönünden;
Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu, davalıların murisi ...'un 2004-2008 yılları arasında Mehmetalan Köyü Muhtarlığı ve vakıf senedi gereği aynı zamanda davacı vakfın yöneticiliğini yaptığı, 26.12.2009 tarihinde öldüğü, vakıf yönetiminin teftiş talep etmesi üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğü Başmüfettişi ...'nın 24.11.2009 tarihli raporu ile murisin vakıf başkanlığı yaptığı yıllarda 30.257,84 TL'yi zimmetine geçirdiği tespiti üzerine eldeki davanın açıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise 24.11.2009 tarihli rapor esas alınıp dosya üzerinden inceleme yapılarak kanaat bildirilmiştir. Ancak hükme esas alınıp bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmayıp, ecrimisil ve kira hukuku ile zeytin ile varsa diğer mahsuller yönünden ziraat mühendisi ve hesap bilirkişisinden oluşturulacak bilirkişi heyetince, 2004-2008 yılları arası vakfın mahsül, kira ve ecrimisil yönünden elde edeceği gelir ile yapılan bağış ve giderlerin vakfa ait başta vakıf senedi olmak üzere defter, belge ve makbuzlar üzerinde davacının iddiası ile davalıların savunmaları da dikkate alınıp ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Davacı vekilinin temyizi yönünden;
Dava dilekçesinde, davalılar murisinin, davacı vakfa verdiği zarar miktarının 30.257,84 TL ana parayla 14.375,63 TL işlemiş faizin birlikte tahsili istenmiştir.
Davaya konu eylemin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesine göre gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.
Buna göre haksız fiil sorumluluğu, kendi kusuru ile bir başkasına zarar veren veya uyulması zorunlu bir hukuki görevin ihlali yüzünden başkasının zararına sebebiyet veren kişinin, doğan bu zararı tazmin yükümlülüğünü öngörmektedir.
Aynı zamanda suç ve haksız fiil teşkil eden fiiller, hukuka aykırı fiillerin sadece bir kısmını teşkil etmektedir. Ceza hukukuna göre suç teşkil eden bir hukuka aykırı fiil, genel olarak özel hukuk açısından da haksız fiil teşkil etmektedir. Somut olayda iddia edildiği gibi zimmet eylemi de ceza hukuku açısından suç olarak düzenlenmişken özel hukuk yönü ile haksız bir fiil niteliğinde olup, haksız fiil sebebiyle oluşacak zararlarda temerrüt tarihi haksız fiilin gerçekleştiği tarihtir. Dolayısı ile faizin başlangıcı yönünden davalıların ayrıca temerrüte düşürülmelerine gerek olmadığından davacı tarafın, zimmete geçirildiği belirlenecek tutara, haksız fiil tarihinden itibaren faiz talep edebileceği ve işlemiş faize ilişkin harcın yatırılmış olduğu da dikkate alınıp faiz miktarının hesaplanarak hüküm altına alınması gerekli iken yazılı gerekçe ile işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının (1) numaralı bent gereğince kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 438. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene ayrı ayrı iadesine 01.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy