MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı, 21/09/2014 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanarak 01/10/2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile toplam 143.979,45 TL alacağının tahsilini talep etmiş, davalı borçlu borca ve imzaya itiraz etmediğinden icra takibi kesinleşmiştir.
Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş karar davalı borçlu tarafından temyiz edilmiştir.
İcra takibinde dayanılan ve karara esas alınan 21/09/2014 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme Ülkü Sergici'ye vekaleten ... tarafından imzalanmıştır. Kira alacağı ya kiraya veren ya da malik tarafından talep edilebilir. Bu durumda kiralayan sıfatı bulunmayan ve sözleşmeyi vekil sıfatıyla imzalayan davacının kendi adına asaleten icra takibi yapması ve dava açması mümkün değildir. Mahkemece, aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın temyiz edene iadesine, 20/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy