MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, itirazın kaldırılması talebinin kısmen kabulüne, tahliye talebinin reddine karar verilmiş olup hükmün davacı ve davalı taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Dava kesinleşen icra takibi sebebiyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkin olarak açılmış ise de, yargılama aşamasında davalı borçlu tarafından davaya dayanak icra takibine itiraz edilmesi sebebiyle, davacı vekili tarafından verilen 25.11.2014 günlü ıslah dilekçesi ile tahliye talebine ek olarak itirazın kaldırılması isteminde de bulunulmuş; mahkemece ıslah istemi kabul edilerek tahliye talebinin reddine, itirazın kaldırılması talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, karar her iki taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacının 15.09.2014 gününde, davalı borçlu hakkında kira alacağının tahsili amacıyla, tahliye istekli olarak başlatmış olduğu icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emri 19.09.2014 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş, davalı borçlu 25.09.2014 tarihinde ve süresinde icra takibine itiraz etmiştir. Oysa davacı alacaklı açmış olduğu tahliye davasında takibin kesinleştiğinden sözetmiş, daha sonra da davasına itirazın kaldırılması talebini ekleyerek vaki itirazın kaldırılması istemiştir.
Islah Müessesesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176 ve devamı maddelerinde düzenleme altına alınmış olup, ıslah usul işlemlerine ilişkindir. Islah ile dava talebine ayrı, bağımsız bir davanın eklemesi mümkün değildir. Davacı, ıslah ile itirazın kaldırılmasını isteyemez. Davacı dava dilekçesinde kesinleşen takip sebebiyle tahliye isteminde bulunmuş isede ortada kesinleşmiş bir takip bulunmadığından, tahliye talebinde bulunamaz.
Bu durumda, davacının itirazın kaldırılmasını talep etmeden tahliye isteminde bulunamayacağına, itirazın kaldırılması ve tahliye davalarının ayrı, bağımsız karar verilmesi gereken davalar olması sebebiyle Mahkemece davacı vekilinin ıslah talebinin ve davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle tahliye talebinin reddine, itirazın kaldırılması talebinin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine
18.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
NE
Full & Egal Universal Law Academy