MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davalı kiraya veren 01.02.2013 tarihli kira sözleşmesine dayanarak dava dışı kiracı .... hakkında 09.06.2014 tarihinde başlattığı icra takibi ile, 2014 yılı Mayıs ve Haziran ayları kira alacağı 8.740,00 TL’nin faiziyle tahsilini istemiş, kiracı borçlu ....’ın borca itirazı üzerine İzmir 11. İcra Mahkemesinde itirazın kaldırılması ve tahliye istemli dava açılmıştır. İzmir 11. İcra Mahkemesinin 14.10.2014 tarihli kararı ile davanın kabulüne, davalının itirazının kaldırılmasına ve davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmiş, hükmün Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 14.01.2015 tarihli kararı ile onanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin 15/02/2013 tarihinden bu yana dava konusu taşınmazda kiracı olarak bulunduğunu, söz konusu adreste daha önce ....'ın kiracı olduğunu, ....'ın kira ilişkisi sona erdikten sonra müvekkilinin sözlü kira akdine istinaden kiracılık sıfatını kazandığını, davalının ....'a karşı tahliye davası açtığını ve İzmir 11. İcra Mahkemesi kararı ile ....’ın tahliyesine karar verildiğini, ancak tahliyesine karar verilen adreste .... değil müvekkili şirket faaliyet gösterdiğinden tahliye kararının ifası halinde haksız olarak müvekkili şirketin kiracılığına son verileceğini, ve müvekkilinin zarara uğrayacağını belirterek, müvekkili şirketin halen tahliyeye konu adresteki kiracılık sıfatının kabulü ile mecurun tahliyesinin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kiraya veren vekili duruşma sırasındaki beyanında, davacı tarafın kiracılık iddialarının doğru olmadığını, 04/03/2015 tarihinde taşınmazın tahliye edildiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı vekilinin tahliyesine karar verilen taşınmazda müvekkilinin kiracı olarak bulunduğunu iddia ederek tahliyenin durdurulmasını talep ettiği, alacaklı tarafından borçlu .... hakkında kira alacağının tahsili amacı ile tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine borçlunun itiraz etmesi üzerine, mahkemece itirazın kaldırılmasına ve temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verildiği, dosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarından,
-//-
borçlu ....'ın mecurda kiracı olduğunu iddia eden şirketin ortağı ve yetkili temsilcisi olduğunun anlaşılmakta olup, davacı şirket yetkilisi ve ortağı hakkında yapılan icra takibinde 3.kişi konumunda olmadığından davacı tarafın iddiası yerinde görülmediği, ancak dava konusu mecurun dava açıldıktan sonra 04/03/2015 tarihinde tahliye ve teslim edildiği ve davanın konusunun kalmadığı anlaşıldığından davanın konusunun kalmaması nedeniyle dava hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK'nun 41. maddesi yollamasıyla uygulanması gerekli İİK'nun 276. maddesinde “Tahliyesi istenen yerde kiracıdan başka bir şahıs bulunur ve işgalde haklı olduğuna dair resmi bir vesika gösteremezse derhal tahliye olunur. Şu kadar ki, bu şahıs resmi bir vesika gösterememekle beraber daireye ibraz olunan mukavele tarihinden evvelki bir zamandan beri orayı işgal etmekte bulunduğunu beyan eder ve bu beyanı icra memuru tarafından mahallinde yapılacak tahkikatla teeyyüt ederse memur, tahliyeyi tehirle üç gün içinde keyfiyeti İcra Mahkemesi'ne bildirir.” hükmü düzenlenmiştir.
İhtilaf, üçüncü kişinin İİK’nun 276. maddesinin uygulanmasına ilişkin kiracılık sıfatının kabulü ile mecurun tahliyesinin durdurulmasına yönelik şikayet talebine ilişkindir.
Somut olayda, icra takibinin tarafı olmayan 3. kişinin şikayeti ile kiracılık sıfatının kabulü ile mecurun tahliyesinin durdurulması istenildiğine göre taşınmazın dava dışı kiracı .... tarafından tahliye edilmiş olması davacının davasını konusuz kılmaz. Bu durumda mahkemece davacının iddiaları doğrultusunda işin esası incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın konusu kalmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 20.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy