MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 03.02.2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2008 yılı Ocak ayından 2014 yılı Nisan ayına kadarki kira alacağı 10.884,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri, davalı borçlulara 16.02.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlular ayrı ayrı verdikleri 23.02.2015 tarihli itiraz dilekçelerinde, kooperatifin yönetim kurulu kararıyla yapılan alt yapı işleri sözleşmesi ile iş bitiminden sonra yapılacak ödemelerin kiraya mahsup edileceği ve geriye kalan ödemelerin de yapılacağının kararlaştırıldığını, ancak yönetimin değiştirilerek ödemelerin yapılmadığını, buna rağmen kira ödemelerinin istenildiğini, kiracı ve vekili olarak borçları olmadığını, aksine kendilerinin kalan alacaklarını alamayarak mağdur edildiklerini bildirerek takibe itiraz etmişlerdir. Ödeme emrine davalı borçlular tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davacının kira alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile temerrüt nedeni ile kiralananın tahliyesini ve kira bedelinin tahsilini talep ettiği, davalının ise borcu olmadığını belirterek takibe itiraz ettiği, buna göre İcra ve İflas Kanununun 68/a maddesindeki belgelerden birine sahip bulunmayan alacaklı davacının itirazın hükümden düşürülmesini sağlayabilmek ve itiraz ile duran icra takibine devam edilmesini isteyebilmek için yalnız itirazın iptali yoluna başvurabileceğinden uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle mahkemelerinin görevsizliğine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması istemine ilişkindir.
İİK 269/2 maddesinde, "ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde itiraz sebeplerini 62.madde hükümleri dâhilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak red etmez ise akdi kabul etmiş sayılır" hükmüne yer verilmiştir. Olayımızda; davalı borçlu takibe
itirazında açıkça ve ayrıca kira ilişkisine ve borç miktarına karşı çıkmamış, alacaklı görünen şahsa herhangi bir borcu olmadığını ileri sürerek takibe ve borca itiraz etmiştir. Borçlunun kira ilişkisine ve kira miktarına açıkça karşı çıkmaması karşısında İİK.nun 269/2. maddesi gereğince kira ilişkisinin ve kira miktarının kesinleştiğinin kabulü gerekir. Bu durumda davalı borçlu kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini İİK.'nun 269/c maddesinde belirtilen belgelerle kanıtlamak durumundadır. Buna göre, mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir, karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HU'MK.nm 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz eden iadesine 11.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy