MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı alacaklı 01.06.2012 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 09.06.2015 tarihinde takip talebinde ... Otomotiv Kuyumculuk Tic. ve San. Ltd. Şti. borçlu olarak gösterilmek suretiyle haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 30.04.2015 vade tarihli 2.982,15 TL miktarlı kira bedeli, 01.05.2015 vade tarihli 6.738,48 TL miktarlı kira bedeli ve 01.06.2015 vade tarihli 6.738,48 TL miktarlı kira bedeli ile işlemiş faiz olmak üzere toplam 18.179,20 TL’nin tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı kiracıya 24.07.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Alacaklı vekili 05.08.2015 tarihli dilekçesi ile müteselsil kefil ...’nin sehven ödeme emrine eklenmemiş olduğunu bildirerek, borçlunun icra takip dosyasına eklenmesini istemiş, bunun üzerine kefil hakkında da ödeme emri düzenlenerek 11.08.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu kiracı vekili 27.07.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkili şirketin alacaklıya belirtilen miktarda kira borcu bulunmadığını, ödeme emrinde belirtilen faiz oranı ve hesaplamasında da yanlış yapıldığını bildirerek takibe konu borca konu asıl alacağa, işlemiş faize, oranına, miktarına ve hesaplamaya itiraz etmiştir. Davalı kefil vekili 17.08.2015 tarihli itiraz dilekçesinde; ilk ödeme emrinde müvekkili Halil İbrahim ...’nin isminin yazmamakta olduğunu, bu durumda ortada borçlu bilgileri birbiri ile uyuşmayan 2 farklı ödeme emrinin mevcut olduğunu, müvekkili şirketin alacaklıya belirtilen miktarda kira borcu bulunmadığını, ödeme emrinde belirtilen faiz oranı ve hesaplamasında da yanlış yapıldığını bildirerek takibe konu borca konu asıl alacağa, işlemiş faize, oranına, miktarına ve hesaplamaya itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlular tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak borçluların itirazının kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporunda, takip tarihi itibariyle borçlunun bakiye 2.982,00 TL, 15 Mayıs 2015 ayına ait 6.738,48 TL, Haziran 2015 ayına ait 6.738,48 TL kira borçları ve 264,42 TL faiz borcu olmak üzere toplam 16.458,96 TL kira alacağı ve faizinin bulunduğu, faizin 264,42 TL dışında kalan 1.720,09 TL’lik kısmının iptali ile takipten çıkartılmasının gerektiği bildirilmekle, bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabul, kısmen reddine, 16.458,96 TL asıl alacak ve 151,09 TL işlemiş üzerinde itirazın kaldırılmasına, takibin devamına, ödeme emrinin borçlu davalıya 24/07/2015 tarihinde tebliğ edildiği, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 30 günlük yasal süre içinde kira borçlarının ödenmediği anlaşılmakla davalının kiralanan taşınmazdan temerrüt nedeniyle tahliyesine karar verilmiş, karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davalı tarafın kiracıya yönelik temyiz itirazları ile aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin davalı kefile yönelik temyiz itirazlarına gelince;
İİK.nun 58/2 maddesine göre takip talebinde borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yerlerinin yazılı olması ve aynı Kanunun 60/1 maddesi gereğince takip talebindeki borçlunun kimliğinin ödeme emrine yazılması yasal bir zorunluluktur. Borçlunun kimliği ödeme emrinin esaslı unsurlarından olup, takip talebinde yazılı olan borçludan başka bir kişinin borçlu olarak gösterildiği ödeme emri hukuki sonuç doğurmaz.
Somut olayda; davacı alacaklının 09.06.2015 tarihinde başlatmış olduğu icra takip talebinde borçlu olarak sadece ... Otomotiv Kuyumculuk Tic. ve San. Ltd. Şti. gösterilmiş, takip talebinde davalı kefil ... borçlu sıfatıyla yer almadığı görülmektedir. Yukarıda yasal dayanakları açıklandığı üzere borçlunun kimliğinin ödeme emrinde takip talebine uygun ve doğru olarak gösterilmesi ödeme emrinin esaslı unsurlarındandır. Bu yasal zorunluluğu içermeyen, borçlu olarak kendi kimliği yazılı olmayan bu ödeme emrinin kefile tebliğ edilmiş olması ona hukuki geçerlik kazandırmaz. İİK.nun 60.maddesine uygun olmayan ödeme emrine dayalı borçlu kefil hakkındaki itirazın kaldırılması davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ; Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte yazılı nedenle davalılar vekilinin davalı kefile ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366. maddesi uyarınca kararın davalı kefile hasren BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy