MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Kiralananın Tahliyesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 10.06.2012 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 27.08.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 4.800,00 TL kira alacağının tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 11.09.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı kiracının takibe itiraz etmemesi üzerine takip kesinleşmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmemesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak kesinleşen takip nedeniyle kiralananın tahliyesi isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, Tebligat Yönetmeliği'nin 30'uncu maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, Tebligat Yönetmeliği'nin 35'inci maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği "tevsik edilmeden", Tebligat Kanunu'nun 21/1 'inci maddesine göre yapılan tebligat işleminin geçersiz olduğu, somut olayda, ödeme emri tebligatının üzerinde yer alan tebliğ şerhinden, araştırmanın yapılmış olduğu anlaşılmadığından tebliğin usulsüz olup, icra takibinin kesinleşmiş olduğunun kabulünün mümkün görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir.
Ödeme emri tebliğinin geçerli olup olmadığı ve ödeme emri tebliğ belgesinde bulunması gereken unsurların eksik olması şikayete tabi olup, icra mahkemesine bu iddialara dayalı olarak şikayette bulunulduğuna ilişkin delil sunulmamıştır. Tebligat Kanunu 32.m.göre Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Davalı borçlu tarafından dava dilekçesinin tebliğinden itibaren 7 günlük yasal süresi içerisinde şikayet yoluna başvurulmadığı-itirazda bulunulmadığı takdirde tebligatın usulsüzlüğünün mahkemece resen nazara alınması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'ya 6217 sayılı Kanunula eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK'nın 428 ve İİK'nın 366 maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 14.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.