MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 14.12.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 01.01.2014 – 01.12.2015 tarihleri arasındaki kira alacağı 11.750,00 TL’nin tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 17.12.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 21.12.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, dosya alacaklısına böyle bir borcu bulunmadığını bildirerek dosyadaki asıl alacağa, faize ve diğer tüm giderlere itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davalının"....borcun aslına ve ferilerine..." şeklinde itirazda bulunduğu, ortada yazılı bir kira sözleşmesi olmayıp kira sözleşmesine de itiraz ettiği, bu itiraz durumunda alacaklı taraf sözlü kira sözleşmesine dayandığından icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep edemeyeceği, (İİK madde 269 /b-1) sulh hukuk mahkemesinde kira alacağının ödenmesi ve tahliye davası açabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir.
İİK 269/2 maddesinde, "ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde itiraz sebeplerini 62.madde hükümleri dâhilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak red etmez ise akdi kabul etmiş sayılır" hükmüne yer verilmiştir. Olayımızda; davalı borçlu itiraz dilekçesinde, dosya alacaklısına borcu bulunmadığını bildirerek itiraz etmiştir. Davalı borçlu takibe itirazında açıkça ve ayrıca kira ilişkisine ve borç miktarına karşı çıkmamış, alacaklı görünen şahsa herhangi bir borcu olmadığını ileri sürerek takibe ve borca itiraz etmiştir. Borçlunun kira ilişkisine ve kira miktarına açıkça karşı çıkmaması karşısında İİK.nun 269/2. maddesi gereğince kira ilişkisinin ve kira miktarının kesinleştiğinin kabulü gerekir. Bu durumda davalı borçlu kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini İİK.’nun 269/c maddesinde belirtilen belgelerle kanıtlamak durumundadır. Davalı ödeme savunmasını İİK 269/c maddesinde belirtilen belgelerle kanıtlayamamış olduğuna göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğinden bahisle istemin reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,14.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.