MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine davacı icra mahkemesinden asıl davada itirazın kaldırılması ve tahliye, birleşen davada itirazın kaldırılması isteminde bulunmuş mahkemenin 2012/400 Esas ve 2014/689 Karar sayılı 10/09/2014 günlü ilamı asıl dava yönünden tahliye talebinin kabulüne, birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 7.756,57 TL alacak üzerinden itirazlarının kaldırılmasına karar verilmiş, kararın davacı alacaklı ve davalı borçlu tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2015/4240 Esas ve 2015/6142 Karar sayılı, 18/06/2015 günlü ilamı ile davacının tüm, davalının sair temyiz itirazları reddedilmiş, davalının alacağa yönelik temyiz itirazları yönünden karar özetle “....Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalının bankaya yaptığı ödemeler düşülünce bakiye alacağın 77.020 TL olduğu, bundan icra dosyasına yapılan 69.264 TL nin düşümü konusunda karar verme yetkisinin Mahkemede olduğu belirtilmiştir. Mahkemece 77.020 TL alacaktan icra dosyasına yatırılan 69.264 TL düşülerek 7.756 TL olarak takibin devamına karar verilmiştir. Davacı alacaklı vekili, rapora itiraz dilekçesinde davalının Eylül 2011 ila Ağustos 2012 aylarında aylık 5733 USD ve 6765 USD olarak ödeme yaptığını, aylık eksik ödeme nedeniyle alacağın 26.399 TL olduğunu belirtmiştir. Mahkemece davalının ödemeleri ve davacının kabulü doğrultusunda, alacaklının icra dosyasına beyan ettiği ödemeler de dikkate alınarak mükerrer ödeme olup olmadığı hususunda yeniden rapor alınarak kira alacağının hesap edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir...” denmekle bozulmuştur. Bozma sonrası mahkemece davanın reddine karar verilmiş karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma hatalı yorumlanmıştır. Takip konusu alacağın takipten önce ödenmesi halinde takip haklı kabul edilmez iken davadan sonra ödenmesi halinde takibin haklı olduğunun kabulü ile buna göre karar vermek gerekir. Dava tarihinden sonra alacaklı hesabına yapılan ve alacaklı tarafından kabul edilen ödemelerin infazda dikkate alınması mümkündür. Bu durumda her ne kadar davacı alacaklı bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içerir 13/05/2014 tarihli dilekçesinde; 02/05/2012, 06/06/2012, 02/07/2012, 02/08/2012 tarihlerinde ayrı ayrı 6.765,00 USD ödeme yapıldığını ancak ödenen bedelin ödenmesi gereken bedelden 658,00 USD eksik olduğunu belirterek ödemelerden sonra 14.088,00 USD kaldığını beyan etmiş ise de mahkemece yapılan ödemelerin tarihleri, takip ve dava tarihi birlikte değerlendirilerek takibin haklı olup olmadığı üzerinde durulup sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle,davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy