MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 13.09.2010 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 07.05.2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile 13.09.2010 başlangıç tarihli ve 55 ay süreli yazılı kira sözleşmesi uyarınca 14.04.2015 tarihinde süresi biten üstü örtülü olmayan stand kiralama akdi gereğince gayrimenkulün tahliyesini talep etmiş, davalı 18.05.2015 tarihli itiraz dilekçesi ile, davacı tarafından kira parasının tespiti davası açıldığını, davanın ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/836 Esas – 2014/1082 Karar sayılı kararı ile 23.12.2014 tarihinde davacı aleyhine reddedildiğini, henüz kesinleşmediğini, davacının açtığı bu davanın karşı tarafın kira sözleşmesinin devam ettiği yönündeki iradesini ortaya koyduğunu, mahkeme kararı kesinleşmediğinden kira sözleşmesinin henüz sona ermediğini, ayrıca takibin iptali için taraflarınca şikayet başvurusu yapıldığını, başvurunun ... 3.İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/577 Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu ileri sürerek, takibe itiraz etmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde; 07.05.2015 tarihinde başlatılan icra takibi ile davalı kiracı hakkında kira sözleşmesinin sona ermiş olduğu gerekçesine dayalı tahliye talebinde bulunduklarını, kiracının haksız olarak tahliye emrine itiraz ettiğini, dilekçesinin ekinde sulh hukuk mahkemesine açmış oldukları kira tespit davasının reddine dair kararı, noterden çekmiş oldukları tahliye ihtarını sunarak kira sözleşmesinin uzatılmadığını, taşınmazın çatılı iş yeri vasfında olmadığını bildirerek itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Davalı, davacı ile aralarındaki kira sözleşmesi süresinin uzatıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasında yazılı kira sözleşmesi mevcut olup, kira sözleşmesinin 7. bendinde 13/03/2015 tarihinde sözleşmenin sona ereceği ve katılımcının 13/04/2015 tarihinde standı tahliye edeceğine dair taahhüt verdiği, davalı kiracı tarafından sözleşmesinin yenileneceği davacıya bildirilmediği gibi tahliye taahhüdü taraflar arasında ilk sözleşme ile akdedildiğinden, kira sözleşmesinin yenilenip yenilenmeyeceği ve İİK 272-275. maddenin konusuna girip girmeyeceği yargılamayı gerektireceğinden görev yönünden davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, süre bitimi nedeniyle kiralananın tahliyesine yönelik olarak yapılan icra takibine vaki itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 13.09.2010 başlangıç tarihli ve 55 ay süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin özel şartlar 7.1. maddesi ile; “bu sözleşme 13.09.2010 tarihinden itibaren 55 ay sürelidir, 13.03.2015 tarihinde sözleşme sona erecektir, kiracı 13.04.2015 tarihinde standı tahliye edeceğini taahhüt eder” düzenlemesine yer verilmiştir. Dosya kapsamından taşınmazın stand olarak kiralandığı ve kiralananın genel hükümlere tabi bulunduğu anlaşılmaktadır. Borçlar Kanunu’nun adi kira hükümlerine tabi kira sözleşmelerinde kira süresi taraflarca tayin edilmesi halinde sözleşmenin sona erme hali Borçlar Kanunu'nun 327. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre; kira sözleşmesinde açık veya örtülü biçimde bir süre belirlenmişse, kira sözleşmesi bu sürenin sonunda kendiliğinden sona erer. Sözleşmedeki sürenin bitimini takip eden bir ay içinde kiralayan, İİK'nun 272. maddesi gereğince icra dairesinden tahliye isteyebileceği gibi dilerse mahkemeden de tahliye isteminde bulunabilir. Her ne kadar mahkemece dava yargılamayı gerektirdiği gerekçesi ile reddedilmişse de, davalı tarafça İİK’nun 275/2. maddesi uyarınca kiranın yenilendiğine veya uzatıldığına dair aynı kuvvet ve mahiyette bir belge dosyaya ibraz edilmemiştir. Bu durumda davacı alacaklının, İİK’nun 272. maddesi uyarınca, dönem sonunda takip yaparak tahliye istemesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Uyuşmazlıkta yargılamayı gerektirir bir husus olmadığından mahkemece, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın yargılamayı gerektirdiğinden bahisle istemin reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'ya 6217 sayılı Kanunla eklenen Geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK'nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 28.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.