MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Kiralananın Tahliyesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava, haciz ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibi sebebiyle gönderilen ödeme emrine borçlunun vaki itirazı üzerine itirazın kaldırılması davasından sonra açılan kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, ödeme emrinin tebliğinden itibaren altı aylık süre içerisinde davanın açılmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı 20/03/2013 başlangıç tarihli sözlü kira sözleşmesine dayanarak davalı borçlu hakkında haciz ve tahliye istekli olarak başlattığı icra takibi ile ödenmeyen 107.802,63 TL asıl kira alacağı ile 1.617,04 TL işlemiş faiz alacağının tahsilini istemiştir. Borçlu örnek 13 ödeme emrine süresinde yaptığı itirazında, borca itiraz etmiştir. Davacı alacaklının itirazın kaldırılması istemi ile 20/03/2014 tarihinde açtığı davada, İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesinin 26/01/2016 gün 2014/230 Esas ve 2016/109 Karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulü ile itirazın 124,95 TL faiz alacağı üzerinden kaldırılmasına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verildiği görülmüştür. Davacı alacaklı itirazın kaldırılması davasını açtıktan sonra eldeki bu dava ile temerrüt sebebiyle davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Alacaklı kiraya veren, borçlunun itirazı üzerine icra mahkemesinden "tahliye" istemeden, yalnız "itirazın kaldırılmasını" isteyebilir. İcra mahkemesinin itirazın kaldırılmasına ilişkin kararından önce ya da sonra alacaklı kiraya veren buna dayanarak kararın kesinleşmesinden itibaren icra mahkemesinden borçlu kiracı hakkında tahliye davası açabilir. Bunu engelleyen bir yasa hükmü bulunmamaktadır. Ancak bu gibi hallerde tahliye davasının hangi tarihten başlayarak ne kadar sürede açılması gerektiği hususu önem kazanmaktadır. Şayet itirazın kaldırılması davası devam etmekte ise tahliye davası yargılama devam ettiği sürece her zaman açılabilir. Eğer itirazın kaldırılması kararı kesinleşmiş ise bu
takdirde tahliye davası itirazın kaldırılması kararının kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde açılmalıdır. Zira İİK.nun 269/a maddesinde "takibin kesinleşmesi halinde tahliye davasının ihtar müddetinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde açılması gerektiği" öngörülmüştür. Yasa koyucunun amacının 269/a maddesinde olduğu gibi tahliye davası için süre bakımından bir sınırlama getirmek olduğuna göre bu madde de öngörülen sürenin itirazın kaldırılması kararının kesinleşmesini müteakip açılacak tahliye davalarında da uygulanması gerekir.
Davaya dayanak olan icra takibine vaki itirazın kaldırılmasına ilişkin dava 20/03/2014 tarihinde açılmış ve 26/01/2016 tarihinde karar verilmiş, temerrüt nedeniyle tahliye davası ise 28/11/2014 tarihinde itirazın kaldırılması davası devam ederken açılmıştır. Bu durumda mahkemece itirazın kaldırılması davası devam ederken temerrüt nedeniyle tahliye davasının her zaman açılabileceği değerlendirilerek işin esası hakkında inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle,davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 02/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy