MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Kiralananın Tahliyesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın davacı şirket yönünden reddine, davacı .... yönünden kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Asıl dava; kesinleşen icra takibi nedeniyle kiralananın tahliyesi, birleşen dava ödeme emrinin usulsüzlüğü şikayeti istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın davacı şirket yönünden süreden reddine, davacı .... yönünden kabulüne karar verilmiş, karar davalı borçlu şirket vekili tarafından asıl ve birleşen davaya yönelik temyiz edilmiştir.
Ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğüne ilişkin şikayet, İİK'nun 16/1. maddesi uyarınca, usulsüz tebliğ işleminin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük sürede icra mahkemesine yapılmalıdır.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince; tebligatın usulsüz olması halinde muhatabı tebliğinden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
Somut olayda; tahliye dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye üstünde yer alan.... posta dağıtım merkezine ait damgada 02/04/2016 tarihi yer almış ise de elle yazılan tebliğ tarihinde 02/05/2016 tarihinin yer aldığı, buna göre dava dilekçesi ekli duruşma günü bildirir davetiyenin 02.05.2016 tarihinde tebliğ edildiğinin kabulü gerektiği zira temerrüt nedeniyle tahliye davasının 07.04.2016 tarihinde açıldığı anlaşılmış olup şirket tarafından19/04/2016 tarihinde yapılan şikayet süresindedir. Davalı borçlu şirkete yapılan ödeme emri tebliğinin şirket yetkilisinin tebliğ anında şirkette bulunup bulunmadığının tespit edilmediği gerekçesi ile usule uygun olmadığı mahkemece de değerlendirilmiş olup bu değerlendirmede isabetsizlik bulunmamaktadır. Mahkemece birleşen davanın davalı borçlu şirket yönünden de kabul edilerek ödeme emrinin 19.04.2016 tarihinde tebliğ edildiğinin kabulüne, asıl davada ise tahliye istemli davanın, İİK'nun 269/1 yollamasıyla TBK'nun 315. maddesi uyarınca verilen, yasal 30 günlük süre beklenilmeden 07.04.2016 tarihinde açıldığı gözönünde bulundurularak tahliye talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kesinleşen içra takibi nedeniyle tahliye talepli dava tarihinden önceye ait dava dilekçe tebliğ tarihi dikkate alınarak davacı şirket yönünden şikayetin reddine ve tahliye talebinin kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı borçlu şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy