MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 17.03.2011 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 29.09.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 16.09.2015 tarihli kira alacağı 116.830,74 TL’nin 5.206,27 TL faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 16.01.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 25.01.2016 tarihli itiraz dilekçesinde, icra takibinde kira alacağının hangi aylara ve döneme ilişkin olduğunun açıkça yazılması gerektiğini, ancak tarafına tebliğ edilen ödeme emrinde bunun yer almadığını, 2015-2016 dönemine ait ikinci taksidin ödeme tarihinin 31.10.2015 tarihi olup, takip tarihi olan 28.09.2015 tarihi itibariyle muaccel hale gelmediğini, alacaklı tarafın fazladan faiz talep ettiğini bildirerek fazlaya ilişkin itiraz hakları saklı kalmak kaydıyla asıl borcun 50.000 TL’lik kısmına ve itiraz edilen kısma işleyen faize ve ferilerine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davalı ödeme iddiasında bulunmuş ise de, kira sözleşmesinin varlığına, kira bedeline hiçbir itirazda bulunmadığı gibi ödeme emrindeki yasal 30 günlük sürede borcun ödendiği davalı tarafça ispat edilemediğinden temerrüt olgusunun gerçekleştiği, bilirkişi tarafından düzenlenen ayrıntılı, gerekçeli denetime elverişli 02/06/2016 havale tarihli bilirkişi raporunda ve 21/06/2016 havale tarihli ek raporları da dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun itirazının kısmen kaldırılmasına ve takibin 116.830,74 TL asıl alacak ile 16.09.2015 tarihinden takip tarihi olan 28.09.2015 tarihine kadar olan 1.460,38 TL takibe kadar olan işlemiş faiz olmak üzere toplam 118.291,12 TL üzerinden takibin devamına, davalı hakkında temerrüt gerçekleştiğinden, kiralanandan tahliyesine karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davacı ve davalı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin KDV alacağına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Takipte dayanılan ve karara esas alınan 17.03.2011 başlangıç tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasında imzalanan 17.03.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde kira bedeli yıllık 100.000,00 TL olarak kararlaştırılmış ve kira sözleşmesinin “Mülkiyeti Belediyemize ... Kira Sözleşmesidir” başlıklı bölümünde, kira ödemelerinin ilk taksidinin Temmuz ayı sonuna kadar, ikinci taksit ödemesinin ise Ekim ayı sonuna kadar ödeneceği öngörülmüştür. Türk Borçlar Kanunu 302. maddesinde kiralananla ilgili zorunlu sigorta, vergi ve benzeri yükümlülüklere, aksi kararlaştırılmamış veya kanunda öngörülmemiş ise, kiraya verenin katlanacağı düzenlenmiş olup, 3065 Saylı Katma Değer Vergisi Kanunu 8/h maddesine göre Katma Değer Vergisinin mükellefi kiraya verendir. Taraflar arasında akdedilen kira sözleşmesinde Katma Değer Vergisinin davalı borçlu tarafından ödeneceği kararlaştırılmadığı gibi kira bedelinin net olduğu da açıkça belirtilmemiştir. Bu durumda taraflar arasında kararlaştırılan kira bedelinin Katma Değer Vergisi dahil brüt kira bedeli olduğunun kabulü gerekmekte olup davalı borçlunun Katma Değer Vergisi tutarından sorumlu olduğu kabul edilemez. Mahkemece Katma Değer Vergisinden davalı kiracının sorumlu tutulamayacağı gözetilmeden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ; Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte yazılı nedenle davalı vekilinin alacağa ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın alacağa hasren BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 28.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy