MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 05.10.2013 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 03.07.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile aylık 700,00 TL’den 2015 yılı Mayıs ayından Ekim ayına kadarki kira alacağı 4.200,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 07.07.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 13.07.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, ödeme emrinde alacaklı görünene herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek borca, faize ve ferilerine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davalının takip borçlusu kiracı aleyhine tahliye talepli icra takibi başlattığı, davalı tarafa ihtaratlı örnek 13 ödeme emrinin 09/07/2015 tarihinde tebliğ edildiği, 13/07/2015 tarihinde herhangi bir borcu bulunmadığı gerekçesi ile tüm borca itiraz ettiği, davalı tarafın kira bedellerini ödediğine dair İİK 68/1 maddesinde belirtilen nitelikte ödeme belgesi sunmadığı, mevcut haliyle takip borçlusunun takibe itirazında haklılığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının kaldırılmasına ve tahliyeye karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davalı tarafın tahliyeye yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin alacağa yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Takipte dayanılan ve karara esas alınan 05.10.2013 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinde kiralanan konut olarak kullanılmak üzere davalı kiracıya kiralanmıştır. Davacı tarafından davalı aleyhine 03.07.2015 tarihinde başlatılan icra takibinde muaccel olan 2015 yılı Mayıs ve Haziran ayları kira alacağı ile birlikte, dönem sonuna kadarki 2015 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim ayları kira alacağının da tahsili talep edilmiştir.
Kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 346. Maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu hüküm altına alınmıştır.
Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346. maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunu'nda tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354'ncü maddelerinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinde muacceliyet koşuluna yer verilmediği gibi, yer verilseydi bile yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun davalı kiracının sıfatı ve konut olarak kullanılmak üzere kiraya verilen kiralananın niteliğine göre geçersiz hale geleceğinin kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece değerlendirmenin takip tarihi itibariyle ödendiği ispat edilemeyen muaccel hale gelen kira alacağı üzerinden yapılması gerekirken yazılı şekilde takip tarihi itibariyle muaccel olmayıp dönem sonuna kadar talep edilen 2015 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim ayları kira bedelleri yönünden de itirazın kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ; Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tahliyeye yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte yazılı nedenle davalı vekilinin alacağa ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın alacağa hasren BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi