MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kiralananın Tahliyesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili icra mahkemesine başvurusunda borçlu davalı aleyhine tahliye taahhüdüne dayanarak örnek 14 tahliye emri gönderdiklerini, tahliye emrinin usulüne uygun tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalının mecuru tahliye etmemiş olduğunu belirterek davalının taşınmazdan tahliyesini talep etmiştir. Davalı davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne ve tahliyeye karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava İİK 272 vd. maddeleri gereği tahliye istemine ilişkindir.
Davacı vekili 01.09.2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile tahliye taahhüdüne dayalı olarak davalının kiralanandan tahliyesini talep etmiştir. Ödeme emri davalı borçluya 20.10.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Borçlu süresi içinde herhangi bir itirazda bulunmamış ve takip kesinleşmiştir. Bunun üzerine davacı vekili icra mahkemesine başvurarak tahliye talep etmiştir. Davalı yargılamada, ödeme emrinden haberi olmadığını, öğrenme tarihi olan 11.01.2016 tarihinin tebliğ tarihi olarak tespitini ve davanın reddini istemiştir. Davalı ödeme emri tebligatının usulsüzlüğünü öğrenmeden itibaren yasal süresi içerisinde icra mahkemesinde şikayet yoluyla ileri sürüp, tebliğ tarihinin düzeltilmesine talep edebilir ise de açılan tahliye davasında usulsüzlüğün tespitini talep edemez. Mahkeme tahliye emrinin usulsüzlüğünü de re'sen nazara alamaz. Davalı tebliği öğrenme tarihinden itibaren süresi içinde şikayet yoluna gittiğini ve takibe itiraz ettiğini de ileri sürmemiştir. Bu nedenle ödeme emrinin tebliğine ilişkin tebligat kesinleşmiştir.
İİK 273 maddesi “ Müddeti içinde itiraz olunmaz veya itiraz kaldırılırsa kiralanan taşınmaz müddetin hitamında zorla tahliye ve kiralıyana teslim olunur. Ancak tahliye emrindeki müddetin geçmesi lazımdır.” hükmünü içerir. Bu durumda kesinleşen takipten dolayı davacı alacaklının icra mahkemesinden tahliye istemesinde hukuki yararı bulunmamaktadır. O halde davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile işin esası hakkında karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'ya 6217 sayılı Kanunla eklenen Geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK'nın 428 ve İİK'nın 366. maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 26.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy