MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 01.11.2015 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 09.02.2016 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 2015 yılı Kasım ayı bakiye kira alacağı ve 2015 yılı Aralık ile 2016 yılı Ocak ayları kira alacağı 5.900,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı kiracı ...’a 15.02.2016 tarihinde, diğer davalı kefil ...’e 16.02.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlular 22.02.2016 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkilleri aleyhine yapılan takibin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yine alacaklı görünenin iddia ettiği şekilde takip tarihi itibariyle geçerli bir kira sözleşmesi bulunmadığı gibi alacaklının bahsettiği gibi borcun da mevcut olmadığını bildirerek borca, faize, kira bedellerine, kira sözleşmesine ve ferilerine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlular tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davalı borçlular vekilince verilen itiraz dilekçesi ile kira sözleşmesine, borca ve ferilerine itiraz edildiği, takip dosyasının incelenmesinde takip talebinin şifai kira sözleşmesine dayandığı, alacaklının sözlü kira sözleşmesine dayanması halinde alacaklı kiraya verenin, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ve tahliye isteyemeyeceği, (m.269/b,I) somut olayda takibin sözlü kira sözleşmesine dayandığı, davalı borçlunun sözlü kira akdini kabul etmediğinin anlaşıldığı, bu durumda İcra Mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
1-Davacı vekilinin davalı kiracıya ilişkin temyiz itirazları yönünden;
Davacı alacaklı takip talebi ile davalı kiracı ... ile aralarında akdedilen 01.11.2015 tarihli yazılı kira sözleşmesine dayanmıştır. İİK 269/2 maddesinde, "ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde itiraz sebeplerini 62.madde hükümleri dâhilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak red etmez ise akdi kabul etmiş sayılır" hükmüne yer verilmiştir. Olayımızda; borçlu kiracı 22.02.2016 tarihli itiraz dilekçesinde davacı alacaklı ile aralarındaki kira ilişkisine itiraz etmekle birlikte dayanak kira sözleşmesindeki imzasını açıkça inkar etmemiştir. Davaya dayanak takip ile yazılı kira sözleşmesine dayanılmasına ve davalı borçlunun takibe itirazında açıkça ve ayrıca sözleşmeye karşı çıkmadığının anlaşılmasına göre İİK’nın 269/2 maddesi gereğince kira ilişkisi kesinleşmiş olup, davacı alacaklının kesinleşen yazılı kira sözleşmesi uyarınca İcra Mahkemesi’nden itirazın kaldırılması ve tahliye istemesinde bir sakınca bulunmamaktadır. Davalı borçlu kiracı kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini İİK’nun 269/c maddesinde belirtilen belgelerle kanıtlamak durumundadır. Bu durumda mahkemece işin esası incelenerek esas hakkında bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
2-Davacı vekilinin davalı kefile yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 01.11.2015 tarihli olmakla, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girmesinden sonra imzalanmıştır. Bu nedenle kefaletin şartlarının 6098 sayılı Yasa hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. TBK'nın kefalet sözleşmesinde şekil şartını düzenleyen 583. maddesi “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmünü içermektedir. Taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin el yazısı ile yazılmış bir ibare bulunmamaktadır. Bu durumda TBK'nın 583. maddesinde belirtilen şekil şartlarına uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan, mahkemece davalı kefil ... hakkındaki itirazın kaldırılması davasının bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi doğru değilse de, bu hususun düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılmasına gerek görülmediğinden sonucu itibariyle doğru olan kararın gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı kiracıya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'ya 6217 sayılı Kanunla eklenen Geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK'nın 428 ve İİK'nın 366. maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı kefile yönelik DÜZELTİLEREK ONANMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 04.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy