MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın itirazın kaldırılması talebi yönünden kısmen kabulüne, tahliye talebi yönünden ise kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, kira alacağının tahsili amacıyla davalı borçlu aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalı borçlunun borca itiraz ettiğini belirterek itirazın kaldırılmasına ve kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalı tarafın kira sözleşmesine itirazının bulunmadığı, takibe konu kira sözleşmesinin eski malik ile davalı arasında düzenlenmiş olup, davacının taşınmazı eski malikin varislerinden satın aldığı, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 30.115,00 TL asıl alacak talep edebileceğinin bildirildiği, dosyaya uygun, gerekçeli ve denetlenebilir bilirkişi raporuna mahkemelerince itibar edildiği, düşük bedelli kira sözleşmesinin vergi dairesine verilmek üzere düzenlendiğinin ve gerçek kira bedelinin 05.11.2011 başlangıç tarihli sözleşmede belirtilen kira bedeli olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davalının itirazının kısmen kaldırılmasına, takibin 30.115,00 TL üzerinden devamına ve kiralananın tahliyesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir.
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davalı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının tahliyeye yönelik temyiz itirazlarına gelince; davacı alacaklı, 05.11.2011 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 02.12.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile aylık 2.655,00 TL’den 2014 yılı Kasım, Aralık ayları ve aylık 2.255,00 TL’den 2015 yılı Şubat ayından Kasım ayına kadarki kira farkı alacağı 32.370,00 TL’nin tahsilini talep etmiştir. Ödeme emri borçlu kiracıya 08.12.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı borçlu süresinde verdiği dilekçe ile borca itiraz etmiştir. Borçluya tebliğ edilen ihtarlı ödeme emrinde otuz günlük yasal ödeme süresi verilmiştir. Davacı tarafça tahliye istemli dava, İİK'nun 269/1. maddesi uyarınca, yasal 30 günlük süre beklenmeden 21.12.2015 tarihinde açılmıştır. Ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal otuz günlük ödeme süresi beklenmeden tahliye isteminde bulunulamaz. Bu durumda mahkemece tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tahliye kararı verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının alacağa yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte yazılı nedenle davalının tahliyeye ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'ya 6217 sayılı Kanunla eklenen Geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK'nın 428 ve İİK'nın 366. maddesi uyarınca kararın tahliyeye hasren BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 21.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy