(2886 S. K. m. 62) (6100 S. K. Geç. m. 3) (1086 S. K. m. 428) (2004 S. K. m. 366)
Dava: Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davalının itirazlarının 44.878,56 TL'lik kısmının kaldırılmasına karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı alacaklı 13.03.2017 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 14.09.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile aylık 2.437.50 TL'den13.06.2007 - 13.09.2007 - 13.12.2007 tarihli kira bedelleri ile 24.01.2008 tarihli kira tazminatı 9.750.00 TL’nin işlemiş faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 18.09.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 28.09.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, sözleşmedeki tarafına tebliği gereken kira ihtarnamesinin tarafına tebliğinin usulüne uygun yapılmadığını, ihtarnamenin tebliğinin işçisi ...'e yapılmış gözükmekte olup, kendisinin o tarihlerde ve sonrasında kayıtlı böyle bir işçisi bulunmadığını, bu nedenle Tebligat Kanunu'na aykırı olarak gönderilen ihtarnameye dayalı olarak bu borca faiz uygulanması ve cezai şart tazmininin mümkün olmadığını, takip konusu asıl alacağa uygulanan faiz miktarının da fahiş olduğunu, borç muaccel olmadığından faiz uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek borca, faize ve ferilerine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, hukuka ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporu ile davalının davaya konu takibe esas sözleşme nedeniyle 44.878.56 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı, davalı taraf her ne kadar bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde takibe konu alacağın zamanaşımına uğradığını iddia ederek ıslah talebinde bulunmuş olsa da, ıslah kurumunun davacıya ait olduğu, kaldı ki zamanaşımının da HMK uyarınca ilk itirazlardan olduğu dikkate alındığında davalı tarafın bu beyanına itibar edilmediği gerekçesiyle davalının itirazının bilirkişi raporu doğrultusunda kaldırılmasına karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması istemine ilişkindir.
Davaya ve icra takibine dayanak yapılan 13.03.2007 başlangıç tarihli. 3 yıl süreli yazılı kira sözleşmesinin varlığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin hususi şartlar 11.maddesi ile. “Kiracının kira dönemi sona ermeden faaliyetini durdurması, işletme ruhsatının iptal edilmesi veya taahhüdünü sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi hallerinde 2886 sayılı Kanunun 62.maddesine göre idare 10 gün süreli ihtarname ile durumu kiracıya bildirir ve ihtarnamede yazılı hususlara uyulmasını ister. İhtarnamede belirtilen 10.günün sonunda, yerinde yapılacak kontrolde belirtilen hususlara uyulmadığı görülürse, kira sözleşmesi fesih edilerek kesin teminatı irad kaydeder ve son bir yıl kira bedeli tazminat olarak tahsil edilir" düzenlemesine yer verilmiştir. Malmüdürlüğü tarafından kiracı ...'a gönderilen 13.12.2007 tarihli ihtar ile, idareleri ile yapılan 13.03.2007 tarihli kira sözleşmesinin ita amirinin 11.12.2007 tarih ve 48 sayılı onayı ile 11.12.2007 tarihinden itibaren feshedildiğinden taşınmazın tahliye edilmesi, ayrıca 2.437,50 TL'den 13.06.2007 - 13.09.2007 - 13.12.2007 tarihli kira bedelleri ile sözleşmenin 11.maddesi uyarınca 1 yıllık kira bedeli karşılığı 9.750 TL toplamı 17.062.50 TL'nin yazının tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde ödenmesi hususu ihtar edilmiş olup, ardından 14.09.2015 tarihinde başlatılan takip ile ödenmeyen 13.06.2007 - 13.09.2007 - 13.12.2007 tarihli kira bedelleri ile birlikte, kira sözleşmesinin hususi şartlar 11.maddesi uyarınca 9.750.00 TL kira tazminatının tahsili istenilmiştir. Sözleşme şartlarına uyulmaması nedeniyle icra takibinde talep edilen “kira tazminatına" ilişkin alacak kalemi tazminat hukukunu ilgilendirdiğinden, bu alacak kalemi yargılamayı gerektirir. Bu nedenle mahkemece davacının yargılamayı gerektiren kira tazminatı ve işlemiş faizi hakkındaki talepleri yönünden istemin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde takibe konu tüm alacak kalemleri yönünden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. Madde hükmü gözetilerek HUMKnın 428. maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 14.03.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy