MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İcra Takibine İtirazın Kaldırılması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması isteminde bulunmuş, mahkemece takibe dayanak İİK'nun 68/1 maddesi anlamında kesin borç ikrarını içeren bir belge olmadığı gibi, davalı borçlu tarafından borcun ödendiğine dair makbuzlar sunulduğu ve açıkça borcun kabul edilmediği görülmekle bu durumda alacağın tahsilinin gerekip gerekmediği ve ne kadar olduğu hususu yargılama yapılmasını zorunlu kıldığından, itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verilmiş karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı, sözlü kira sözleşmesine dayanarak 09/09/2014 tarihinde başlattığı icra takibi ile 66.500,00 TL kira alacağının tahsilini talep etmiş, davalı borçlu vekili süresinde verdiği itiraz dilekçesi ile; müvekkilin tüm kira borçlarını zamanında ödediğini, alacak talebinin neye göre ve nasıl hesaplandığının anlaşılmadığını belirterek borca itiraz etmiştir.
İ.İ.K.'nun 269/2. maddesi hükmüne göre, borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait sözleşmedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse akdi ve kira ilişkisini kabul etmiş sayılır. Davalı borçlu ödeme emrine yaptığı itirazda takip dayanağı sözlü kira akdini inkar etmeyip, borca itirazda bulunduğundan kira ilişkisinin kesinleştiğinin kabulü zorunlu olup davalının borcu olmadığı iddiasını İ.İ.K. 269/c maddesine göre ispatlaması gerekir. Bu nedenle, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğinden bahsedilemez. Davacı alacaklı ödeme emrinde ya da takip talepnamesinde talebini açıklamamış ise de dosya içerisinde yer alan beyan dilekçesinde talebini açıklamıştır. Ancak beyan dilekçesinde 2013 yılı Ocak ayı ila 2014 yılı Ağustos ayı arasına ait kira alacağının talep edildiği belirtilmesine rağmen, tek tek sayılan aylarda 2013 yılı Ocak ve Şubat ayının yer almadığı, 2014 yılı Eylül ayının yer aldığı anlaşılmış olup bu hal ile talepte çelişki oluşturulmuştur. Bu durumda mahkemece davacı alacaklının talebi açıklattırılarak, davalı borçlunun cevap dilekçesinde aylık kira miktarına itiraz ettiği de değerlendirilip işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle, davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy