MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili, davalı ...A.Ş vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 01.02.2013 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 27.06.2013 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile aylık 35.000,00 TL’den 2013 yılı Mart ayından Haziran ayına kadarki kira alacağı ve sözleşmenin 4.maddesi gereği muaccel hale gelen 2013 yılı Temmuz ayından 2014 yılı Ocak ayına kadarki kira alacağı olmak üzere toplam 385.000,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçlulara 01.07.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı kiracı ... 05.07.2013 tarihli itiraz dilekçesinde; söz konusu kira akdine ilişkin olarak kendisinin alacaklı görünen firmaya kira borcunun olmadığını, kira ödemelerinin yapıldığını bildirerek takibe itiraz etmiştir. Borçlu şirket vekili 02.07.2013 tarihli itiraz dilekçesinde; müvekkili şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, ayrıca müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibinde icra müdürlüğünün yetkili olmadığını, müvekkili şirketin adresinin Pınarbaşı/... olmakla ... mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunu ileri sürerek takibe, yetkiye, borca, faize ve ferilerine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlular tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, Yargıtay bozma ilamı uyarınca tarafların tacir olup olmadıklarına yönelik araştırma yapılarak davalının esnaf olduğu, TTK yönünde tacir olma şartını taşımadığı, bu sebeple kira sözleşmesi uyarınca muaccel aylar yönünden takip yapılamayacağı gözetilerek ve bilirkişinin 24/05/2016 tarihli hesaplama yöntemi bakımından usul ve yasaya uygun raporu gözetildiğinde, davalı ... yönünden talep edilebilecek ödenmeyen kira alacağı ve işlemiş faiz toplam miktarı 143.480,82 TL üzerinden itirazın kaldırılmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, temürrüt koşulları sabit olmakla davalının kiralanandan tahliyesine, diğer davalı ... San. A.Ş. yönünden davacı alacaklının ikametgahında takip başlatılmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla kefilin yetki itirazının kaldırılmasına, esasa yönelik itirazının incelenmesinde ise, kira sözleşmesi tarihi ve süresi gözetilerek talep edilen kira ayları sözleşme bitim süresinden sonraki yıllara ait olmakla kefilin sorumluluğu bulunmadığından kefilin esasa yönelik itirazında haklı olduğu anlaşılmakla davacı yanın itirazının kaldırılması talebinin reddine, kefil lehine takip konusu meblağın %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davacı ve davalı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Taraflar arasında 01.02.2013 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık yoktur. Bu kira sözleşmesini dava dışı ... ortaklaşa ve zincirleme kefil sıfatıyla imzalamıştır. Davalı borçlu .... kaşesi altında imzalanan 17.01.2013 tarihli yazı ile kiraya veren ....ne, “... adına kiralanan broiler kümeslerinin kira ödemeleri, üretimi devam ettiği sürece tarafımızdan ödenecektir” şeklinde bildirimde bulunulmuş olup, davacı taraf, davalı ....nin 17.01.2013 tarihli belge ile ...'in kira ödemelerine kefil olduğunu ileri sürmektedir. 17.01.2013 tarihli belge ile taahhüt edilen kira ödemesi kiracı ...’in üretiminin devam etmesi koşuluna bağlanmış olup, buna göre davalı şirketin sorumluluğu yargılamayı gerektirmektedir. Bu durumda davalı şirket hakkındaki davanın yargılamayı gerektirdiğinden bahisle reddi gerekirken işin esasına girilerek yazılı gerekçeyle reddi doğru değil ise de bu hususun düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılmasına gerek görülmediğinden sonucu itibariyle doğru olan davalı şirket hakkındaki istemin reddine dair kararın gerekçesinin düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
3-Davacı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
İ.İ.K.68/son maddesi gereğince “İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine icra tazminatına mahkum edilir.” Yukarıda açıklanan gerekçeyle davalı şirket hakkındaki davanın işin esasına girilmeksizin yargılamayı gerektirdiğinden bahisle reddi gerektiğinden, İİK’nun 68.maddesi gereğince davalı şirket lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru değil ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi için hükmün bozularak yeniden yargılama yapılmasında usul ekonomisi açısından yarar görülmediğinden, hüküm fıkrasından inkar tazminatı ile ilgili B/c nolu bentte yer verilen “Takip konusu 388.480,82 TL'nın % 20 si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,” kısmının hüküm fıkrasından çıkarılmak suretiyle, hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Hükmün (2) ve (3) nolu bentler gereğince düzeltilmiş bu şekliyle HUMK’nun 438/son maddesi gereğince değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde geri verilmesine 16.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy