MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlular tarafından itiraz edilmesi üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuş mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş karar davalı borçlular tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı ...’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı alacaklı 01/07/2009 tarihli bir yıllık kira sözleşmesine dayanarak davalı ... ile ... Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine kira alacağı istemli icra takibi başlatmıştır. Takip dayanağı sözleşme metninde her ne kadar ... ismi kiracı olarak yer almışsa da sözleşme altında ... Moda Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. yazılarak tek imzanın bulunduğu görülmüş olup, sözleşmenin şirket adına imzalandığının kabulü gerekmektedir. Kiracı olmayan gerçek kişinin kira borcundan sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu halde mahkemece davalı hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
2- Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davalı ... Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti’nin tahliyeye ilişkin temyiz itirazlarının reddine,
3- Davalı ... Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin alacağa ve faize ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davacı alacaklı 01/07/2009 tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesine dayanarak 27/08/2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile Temmuz 2010 ile Haziran 2014 arasına ait toplam 30.618,00 TL kira farkı alacağının tahsilini talep etmiş, davalı borçlu ... Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili süresinde verdiği itiraz dilekçesi ile borca itiraz etmiştir.
Davalı vekili itiraz ve cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Kira alacakları dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 147. maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Mahkemece zamanaşımını kesen icra takip tarihi olan 27/08/2015 tarihinden geriye doğru 5 yıl içerisindeki kira alacaklarının talep edilebileceği nazara alınarak, zamanaşımına uğramış olan alacaklar yönünden istemin reddine karar verilmesi gerekirken takip konusu döneme ilişkin tüm alacaklar yönünden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan; kira sözleşmesinin Hususi Şartlar kısmının 5. maddesinde ''Kiracı kontrat bitiminde Kira bedelini TEFE – TÜFE ortalamasına göre artırmayı şimdiden kabul ve taahhüt eder'' hükmü kararlaştırılmıştır. Bu artış şartı belli ve muayyen olup geçerlidir ve tacir olan kiracıyı bağlar. 6257 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca Toptan Eşya Fiyat Endeksine (TEFE) yapılmış olan atıflar Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksine (Yİ-ÜFE) yapılmış sayılacağından kira sözleşmesindeki artış oranının Yİ-ÜFE – TÜFE ortalaması oranında olduğunun kabulü gerekir. Davalı kiracı bakımından takip konusu dönemlerde kira paralarını kira sözleşmesindeki artış oranına göre artış yapmadan alacaklının banka hesabına artışsız olarak ödemesi ve ödenen tutarların ihtirazi kayıt ileri sürülmeden alınmış olması davacının artış konusundan vazgeçtiği ve taraflar arasında bu yolda zımni bir anlaşma olduğu şeklinde yorumlanamaz. Bu nedenle mahkemece, kira sözleşmesinin 5. maddesinde kararlaştırılan artış şartı hükümleri gereğince takip konusu dönem kira paralarının tespit edilmesi ve yapılan aylık ödemelerin mahsubu ile sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca taraflar arasında akdedilen kira sözleşmesinde uygulanacak faiz oranı kararlaştırılmamıştır. Davacı alacaklı icra takibinde yıllık %10,50 ticari temerrüt faizi istemiş, davalı borçlu şirket itirazında açıkça faize ve faiz oranına itiraz etmiştir. Bu durumda mahkemece talep ile bağlı kalınarak yıllık %10,50 oranını geçmemek üzere faiz hesaplanması gerekirken talepten fazla hesap yapılan bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1 ve 3) nolu bentlerde açıklanan nedenle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın İİK’nın 366 ve 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nın 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğden itibaren ilama karşı 10 gün için karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 10/04/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.