MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İcra Takibine İtirazın Kaldırılması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması isteminde bulunmuş mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş karar davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı 15/11/2010 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanarak 21/10/2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2015 – 2016 dönemine ait 31.900,00 TL asıl alacak ve 272,00 TL işlemiş faiz alacağının tahsilini talep etmiş, davalı borçlu süresinde verdiği itiraz dilekçesi ile; 18/11/2013 tarihinde “5 yıllık iş yeri kira bedeli” olarak ...’nin hesabına, müvekkili tarafından 20.000 TL yatırıldığını, 18/11/2018 tarihine kadar alacaklıya kira akdinden doğan bir borçlarının bulunmadığını belirterek borca itiraz etmiştir.
İİK’nın 269/2. maddesinde “Borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait sözleşmedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse akdi kabul etmiş sayılır”, İİK’nın 269/b maddesinde de “ Borçlu itirazında kira akdini ve varsa mukavelenamede kendisine izafe olunan imzayı reddettiği takdirde alacaklı; noterlikçe re’sen tanzim veya imzası tasdik edilmiş bir mukavelenameye isnat ediyorsa merciden itirazın kaldırılmasını ve ihtar müddeti içinde paranın ödenmemesi sebebiyle kiralananın tahliyesini isteyebilir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Davalı borçlu itirazında; takip dayanağı kira sözleşmesi altındaki imzaya itiraz etmemiş, yıllık kira miktarına karşı çıkmıştır. Takip dayanağı kira sözleşmesinde kira miktarı kararlaştırılmamıştır. Aylık ya da yıllık kira miktarını ispat külfeti kiraya verende, kira bedelinin ödendiğinin ispat külfeti ise kiracıdadır. Davalı itiraz dilekçesine ekli dekontla beş yıllık kira bedelinin 20.000 TL olduğunu ve bu bedelin ödendiğini savunmuş, davacı alacaklı 29/01/2015 tarihli “BELGEDİR” başlıklı adi yazılı belgeyi ibraz ederek 2014 – 2015 dönemi kira bedelinin 29.000,00 TL olduğunu, takip konusu dönemin ise 29.000,00 TL bedele artış yapılmak suretiyle bulunan bedel olduğunu iddia etmiştir. Davalı borçlunun gerek cevap dilekçesinde ve gerekse temyiz dilekçesinde davacının dayandığı belgedeki imzaya itiraz etmiş olması ve takip dayanağı kira sözleşmesinde kira bedelinin kararlaştırılmamış olması karşısında yıllık ya da aylık kira bedelinin davacının iddia ettiği şekilde 2014-2015 dönemi için daha önce takip konusu bonoda belirtilen 29.000 TL olup olmadığının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden dar yetkili icra mahkemesi uyuşmazlık hakkında karar veremez. Mahkemece uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yargılamaya devam edilerek işin esası hakkında karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davalının alacağa yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nın 366 ve 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğden itibaren ilama karşı 10 gün için karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 10/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.